Basit bir kıskançlık bu .Yeteneği olmayıp da hevesi olanların gerçek yeteneklere çamur atmaktan başka yapacakları bir şey yoktur çünkü .Ne denir bu da bir çeşit avuntu işte!
"Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var dedi" Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider .Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana .Farklı seçimler yapmış olsan ,şu an nasıl bir hayatın olacagini görürsün....Pişmanlıkların telafi etme şansın olsaydı ,bazı konularda farklı davranır mıydın ?
Neden hayattaki her şey gitmek ,gelip geçmek zorundaydı?Zeze, yalnızca doğmak,yola çıkmak demektir olduğundan .Yolculuk ,daha ilk dakikada başlar .İlk kez soluk aldığın anda.Hayatın katı gercekligiyle savaşamazsın.
Büyükbabam, herkes öldüğü zaman geride bir şey bırakmalı, derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir resim, bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Ya da ekili bir bahçe. Ellerinin bir şekilde dokunduğu ve ruhunun öldüğün zaman gidebileceği bir şey, öyle ki insanlar senin diktiğin ağaç ya da çiçeğe baktığı zaman seni orada görebilsinler. Ne yaptığın önemli değil, derdi, yeter ki sen ellerini onun üstünden çektiğin zaman, ona dokunduğun zamanki halini değiştiren bir şey yapmış olasın. Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Otları biçen bir adam orada hiç bulunmamış gibidir, fakat bahçıvan ömür boyu oradadır.”
Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir....