Ahmet Ünal

Ahmet Ünal
@faulkner
Türk Dili ve Edebiyatı
İstanbul
18 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
İnsanın iç dünyası ve orada büyüyen psikolojinin roman sanatının içeyleminin yaratıcılarından biri oluşuna Yeni Roman nasıl tahammül edememişse, postmodern edebiyat da o kadar kayıtsız kalmıştır. Dış dünya, insanın asıl öznesi olmadığı toplumsal hayat daha önemlidir ve orada özne olan toplumsal hayatsa, bireylere aynı hizada kalmak düşer. Postmodernizmin edebiyattaki bu karşılıkları üstüne yeterince düşünülmüyor. Düşünülüyorsa da, yazılıp tartışılmıyor. Postmodernizmi daha çok bir kurgu, yaratım biçimi olarak gören yazarlarımız, sonunda yaptıklarının düşünsel karşılıklarını ortaya koymak yerine, keşfettikleri yeni teknikleri kullanarak roman sanatımızın son döneminde farklılığını edebiyatımızın da, okurun da göz önünde tuttuğu ürünler verdi.
Sayfa 110
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
9/10
·224 syf.·
Beğendi
·
2020 10. kitabı
Türkiye'de şiirin "vezinli ve kafiyeli söz" söylemek olarak algılanmasından imge kurma sanatına dönüşmesinin yolculuğunu takip ediyor kitap. Yazara göre ilk kez Attila İlhan tarafından ortaya atılan imge kavramı, müphemliliği ve esnekliğiyle günümüze kadar tanımı yapılamamış ve yapılması mümkün olmayan bir kavram. İkinci Yeninin ortaya çıktığı 50'li yıllardan itibaren toplumcu gerçekçiler tarafından gerek ikinci yeniyi şiir dışı görmenin bir aracı olarak kullanılmış ve gerçekçi şiir-ikinci yeni dikotomisini beslemiş, gerekse şiirin bir gereği olarak görülüp toplumcu gerçekçiler tarafından sahiplenilmeye çalışılmış. 80'li yılların sonlarına doğru ise ikinci yeninin galip gelmesi ve genelleşmesiyle birlikte, günümüze kadar uzanan ikinci yeniyi yıkma ve şiiri yeniden tanımlama uğraşı sürmekte. Yazar, modern şiirin incelenmesinde dilsel oyunların dilbilim ve söz sanatları açısından analiz edilerek, bu dilsel sapmaların adlandırılabileceğini, fakat bunun yerine imge gibi müphem bir çatı kavramı kullanarak işin bir çeşit büyülü yazıma mal edildiğini söyleyerek bitiriyor.
Edebiyat
İmgenin İcadıYalçın Armağan · İletişim Yayınevi · 201933 okunma
Eğer modernist şiir, birtakım müphemlik yaratan kavramlar yerine, dilin farklı kullanım biçimlerini belirlemek için geliştirilen dilbilim ve söz sanatları açısından analiz edilse, metni yorumlama amacına daha uygun sonuçlara ulaşılabilir. Elbette, modernist şiirin bu tür analizlere direneceği söylenebilir ama ısrarlı bir çalışmanın sonunda dilsel sapmalardaki ortak noktaları tespit etmek ve bunları adlandırmak mümkün olabilir. Böyle bir durumda imge gibi müphem bir kavramın güç kaybedecegi aşikardır.
Sayfa 211
Edebiyat
1980'li yıllarda eski kuşak toplumcu şairler imgeyi Marksist estetik anlayışın bünyesine dahil etmeye çalışırken, genç kuşak da İkinci Yeniye sahip çıkarak kendi şiirlerini kurmak için imge adına kavga vermeye başlar. 1980'lerde 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, bir yanıyla tipik denebilecek bir kuşak savaşı verilmeye başlanmıştır. Yeni kuşak, tipik biçimde kendilerinden önce etkin olan 1970'lerin "sosyalist şairler" kuşağına karşı mücadele etmeye hazırlanır. Ama yalnızca önceki kuşağa değil, İkinci Yeni'yi arkasına alarak Türkiye'deki sosyalist gerçekçi anlayışa karşı çıkmaktadır. Tıpkı 1965'ten sonra genç "devrimci şair"in Nazım Hikmet'i model alarak İkinci Yeni tarzı modernist şiire karşı çıkması gibi, 1980'den sonra estetik özerklik ile (sosyalist) gerçekçilik bir kez daha mücadeleye girişir. 1965'te süreç sosyalist gerçekçiler lehine işlese de, bu sefer rüzgar aksi yönde esmeye başlar.
Sayfa 179
Edebiyat
İmge kavramının baht dönüşü yaşayacağının işaretleri, 1970'lerin sonunda ufukta belirmiştir. Ama asıl etki 1980'lerde görülecek, şiirin tanımı imge merkeze alınarak yapılacaktır. Bu da, ikinci Yeni'nin 1950'lerden sonra ikinci kez merkeze yürümesine de yol açacaktır. Nasıl ki İkinci Yeni, 1965'ten itibaren "toplumcu şiir" karşısında mevzi kaybettiyse, 1980'lerde de öncelikle bu şiir anlayışına karşı mevzi kazanacaktır. İkinci Yeni şiirinin yeniden merkeze yerleşmeye başladığı günlerde, "toplumcu şiir"in en başta "slogancı şiir" suçlamasını kabullenerek ve imge kavramını "toplumculuk"a dahil etmeye çalışarak bir tür özeleştiri sürecine girdiği fark edilir.
Sayfa 139
Edebiyat