Bu arada imparatorluk da kargaşaya sürüklendi, Büyük küçük herkes her yerde kavgaya tutuştu, Kardeş kardeşi yerinden etti, katletti, Kale kaleye, şehir şehre karşı, Loncalar soylulara savaş açtı, Piskopos, rahipler ve cemaatle takıştı;
Göz göze gelen herkes düşmandı.
Kiliselerde kan gövdeyi götürdü, şehrin kapısından Çıkan her tacir ve gezgin sırra kadem bastı.
Ve azdıkça azdı insanlar, Zira yaşamak kendini savunmak demekti.
Böyle yürüdü hayat.
Evinde oturup değerli hazinesinin başını bekleyen
Yüksek binanın duvarlarını sıvamasını bilen,
Israrlı yağmurlara karşı damını aktarabilen,
Rahat yaşar o yıllar boyu.
Ama evinin kutsal eşiğinden kolayca
Sessiz adımlarla kaçıp giden alçakça,
Geri döndüğünde bulsa da eski yerinde evini,
Yıkılmamış olsa bile, değişmiş bulur içindeki her şeyi.
Çünkü iyiliksever gibi görünen, kötü niyetli birisi,
Koyun postu altında kurdun öfkesini taşıyan kişi,
Çok daha korkunçtur bence
Üç başlı köpeğin ağzından bile.