Sabahattin Ali'nin hayatının son demlerinde yazmış olduğu öykülerden oluşan derleme bir kitap olan Sırça Köşk'te kaleminin ustalaştığını, diğer derleme öykü kitaplarından daha başarılı olduğunu net bir biçimde görüyoruz. Özellikle kitabın sonunda masalların da olması eserin doyuruculuğunu arttırmış. Mutlaka herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Öyküler akıcı bir üsluba sahip. Toplumdaki yozlaşmayı, açgözlü insanların insan canına hiçbir kıymet vermediğini tüm çıplaklığıyla anlatmış Sabahattin Ali.
Ayrıca yazarın hayatını noktalamadan evvel kaleme almış olduğu Kurtla Kuzu öyküsünün de arkadaşı Rıfat Ilgaz'ın yaşamış olduğu olaylardan kurgulanmış olduğunu da belirtelim. Öyküdeki ana karakterin adı da Rıfat'tır... Sabahattin Ali gerçekten başarılı bir Toplumcu Gerçekçiymiş. Keşke daha çok eserini okuyabilseydik...
Rıfat Ilgaz Kurtla Kuzu öyküsünün kurgusunun gelişimini bu şekilde aktarıyor:
“Remzi Kitabevi Sırça Köşk’ü basıyordu. Kitap dizgiye verilmiş, kaba bir hesapla bir forma kadar eksik olduğu anlaşılmıştı. Ben Çinili Han’daki idareevimizde sobaya yakın bir masada yazı yazıyordum. Her zamanki telaşlı haliyle içeri girmiş, masamın üstündeki yazı makinesini bir yana iterek masanın üstüne oturmuştu. Tasarlamıştı, son öyküsü poliste geçecekti. ‘Anlat’ dedi, ‘Emniyet müdürlüğü’nde geçen bir hikâye yazacağım. Ne bilirsen anlat!’ Ben bütün bildiklerimi anlatmaya başladım. Önce gece nöbetine kalan memurların bizimle nasıl dertleşmek istediklerinden söz açtım. Onlar bizden daha dertliydiler, öğretmen olduğumu bildiklerinden, çocuklarından söz etmek kolaylarına giderdi. Bana nasıl yanıp yakındıklarını anlattım, uzun uzun. Ertesi gün aynı adamların, bizim durumumuzda olanları nasıl kılları kıpırdamadan falakaya çektiklerini de anlattım. Ben anlattıkça, o ustaca