Büşra

İnsanlar kendilerinden daha bilgili biriyle bulunmaktan hoşlanmazlar. Bu sinirlendirir onları. Doğru konuşarak onları düzeltemezsin. Öğrenmek istemiyorlarsa yapabileceğin tek şey çeneni tutup kendi dilini konuşmaktır.
Edebiyat
Bir kedi gördüm sanki! isimli okura yanıt verildi
Büşra
Bir kedi gördüm sanki! bi kısmını okuyalı bi süre oldu alıntıları yeni gieiyorum sadece sanırım bi 50 sayfa falan kaldı belki daha az.. hangisi o acabaa
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlar kendilerinden daha bilgili biriyle bulunmaktan hoşlanmazlar. Bu sinirlendirir onları. Doğru konuşarak onları düzeltemezsin. Öğrenmek istemiyorlarsa yapabileceğin tek şey çeneni tutup kendi dilini konuşmaktır.
Edebiyat
Bir kedi gördüm sanki! isimli okura yanıt verildi
Büşra
Bir kedi gördüm sanki! bu gece bitirmeyi düşünüyorum artık bakalım nasıl ilerlicek:')
İnsanlar kendilerinden daha bilgili biriyle bulunmaktan hoşlanmazlar. Bu sinirlendirir onları. Doğru konuşarak onları düzeltemezsin. Öğrenmek istemiyorlarsa yapabileceğin tek şey çeneni tutup kendi dilini konuşmaktır.
Edebiyat
Bir kedi gördüm sanki! isimli okura yanıt verildi
Büşra
henüz bitirmedim ama şimdiden etkisi büyük oldu gerçekten
Puan vermedi·280 syf.··
2020 20. kitabı
Bu kitaba ikinci başlayışımdı. İlkinde 50 sayfa falan okuduktan sonra bırakmıştım. Geçenlerde gözüme çarptı, bu sefer okuyacağım bu kitabı dedim. Okudum ama nasıl okudum bilmiyorum. O kadar çok sıkıldım ki size anlatamam. Konuyu merak ediyorum evet, yazar güzel yazmış tamam ama bir şey o kadar eksik ki gitmiyor kitap. Baya süründü sürekli yanımda taşıdım kitabı. Boş bulduğum zaman okudum fakat ona rağmen zor bitti. Bir günü 25 saat olarak algılayan bir karakterimiz var. Baya merak ediyorsunuz tabi. “Nasıl ya 25 saat? Ee o zaman işlerini yapacak fazladan 1 saatin olur ehehe” diye yorum yapıyorlar bu karaktere. Yazarda zaten okurların böyle düşüneceğini bildiği için bunun üzerinden anlatmış bize. Nasıl bir rahatsızlık olduğunu. Bazen rahatsızlık mı yoksa bir lütuf mü neymiş bu falan diye. Baş karakteri sevdim mi bilmiyorum. Köpeği Rose’u daha çok sevdim o bir kesin. Sonra Londra’da bu sokak senin bu sokak benin, şuraya giderken otobüse falan bineyim diyen tilkiler var. Bu Tilkiler her yerde. Tüm bunların yanında Breakin Bad’in kristal meth’i gibi Londra’da ki gençlerinde GLOW adında bir uyuşturucusu var. Konu falan süper geliyor değil mi? Düşündüm ki bundan bilim kurgu klasiklerinde ki gibi bir tad alabilirim belki. Yok olmadı… Cherish diye bir ablamız var o da baş kız gibi bir şey. Onun hayatını da ara sıra okuyoruz. Aslında onu okumak baş karakteri okumaktan daha güzel ve heyecanlıydı diyebilirim. Bu kitap o kızın üzerinden anlatılsa daha güzel olurdu. Ayrıca baş karakterin yani Raf’ın bir günü 25 saat olarak algılamasını, bu yaşadığı sorunları kitabın devamında pek göremedim. İlk başında belli bir yerde vardı ondan sonra yoktu sanki. Ya da ben o kadar dikkatli okumadım. Yazarın bu kitabını fazla beğenmesem de diğer kitaplarını hala merak ediyorum ve kesinlikle bir
GlowNed Beauman · Domingo Yayınevi · 201651 okunma
Büşra isimli okura yanıt verildi
Büşra
Aysenur çeviriden mi kaynaklı yoksa kitabın dili mi sorun bilemedim ama yok yani okunacak gibi değil gerçekten
Puan vermedi·280 syf.··
2020 20. kitabı
Bu kitaba ikinci başlayışımdı. İlkinde 50 sayfa falan okuduktan sonra bırakmıştım. Geçenlerde gözüme çarptı, bu sefer okuyacağım bu kitabı dedim. Okudum ama nasıl okudum bilmiyorum. O kadar çok sıkıldım ki size anlatamam. Konuyu merak ediyorum evet, yazar güzel yazmış tamam ama bir şey o kadar eksik ki gitmiyor kitap. Baya süründü sürekli yanımda taşıdım kitabı. Boş bulduğum zaman okudum fakat ona rağmen zor bitti. Bir günü 25 saat olarak algılayan bir karakterimiz var. Baya merak ediyorsunuz tabi. “Nasıl ya 25 saat? Ee o zaman işlerini yapacak fazladan 1 saatin olur ehehe” diye yorum yapıyorlar bu karaktere. Yazarda zaten okurların böyle düşüneceğini bildiği için bunun üzerinden anlatmış bize. Nasıl bir rahatsızlık olduğunu. Bazen rahatsızlık mı yoksa bir lütuf mü neymiş bu falan diye. Baş karakteri sevdim mi bilmiyorum. Köpeği Rose’u daha çok sevdim o bir kesin. Sonra Londra’da bu sokak senin bu sokak benin, şuraya giderken otobüse falan bineyim diyen tilkiler var. Bu Tilkiler her yerde. Tüm bunların yanında Breakin Bad’in kristal meth’i gibi Londra’da ki gençlerinde GLOW adında bir uyuşturucusu var. Konu falan süper geliyor değil mi? Düşündüm ki bundan bilim kurgu klasiklerinde ki gibi bir tad alabilirim belki. Yok olmadı… Cherish diye bir ablamız var o da baş kız gibi bir şey. Onun hayatını da ara sıra okuyoruz. Aslında onu okumak baş karakteri okumaktan daha güzel ve heyecanlıydı diyebilirim. Bu kitap o kızın üzerinden anlatılsa daha güzel olurdu. Ayrıca baş karakterin yani Raf’ın bir günü 25 saat olarak algılamasını, bu yaşadığı sorunları kitabın devamında pek göremedim. İlk başında belli bir yerde vardı ondan sonra yoktu sanki. Ya da ben o kadar dikkatli okumadım. Yazarın bu kitabını fazla beğenmesem de diğer kitaplarını hala merak ediyorum ve kesinlikle bir
GlowNed Beauman · Domingo Yayınevi · 201651 okunma
Büşra
bu inceleme için sana çok teşekkür ederim. kitabı birkaç gündür okumaya çalışıyorum ama asla bir şey anlayamıyodum sıkıntıdan ölmüştüm kitap bir türlü beni içine çekemedi. sorun benden kaynaklı sanıp devam edicektim ama tek değilmişim birçok kişi okumakta zorlanmış.