Ah söze nerden başlasam nasıl anlatsam bilmiyorum. Bu burada paylaşacağım ilk inceleme olacak ve bence başlangıç için harika bi seçim oldu. Belki de senelerdir beni böyle içine çeken heyecanla okuduğum hiçbir anından sıkılmadığım bir kitap okumamıştım. Yazarın dili öyle güzel öyle akıcıydı ki, her anından zevk alarak okuduğumu söyleyebilirim. Su gibi akıp gitti, sürekli acaba bundan sonra ne olacak diye merak ederken buluyordum kendimi. Jane Eyre karakterine ise hayran olmamak kaçınılmazdı benim için. Öyle doğal, öyle normaldi ki tepkileri.. Daha küçücük bir çocukken arkasında ona destek olan hiç kimse olmadığı halde herkese karşı dimdik duruşu, yengesine olan baş kaldırışı, adeta büyümüş de küçülmüş o halleri öyle içime işledi ki anlatamam size. Daha minicikken tanıştığımız bu asi ruhlu kızın zamanla büyüyüp karakterinin daha çok oturmasına şahit olmak çok keyifliydi. Jane'i çok özümsedim ve onunla apayrı bi bağ kurdum. Belki bu bağ kurmamın en büyük sebeplerinden biri kişiliğinin bazı yönlerinde kendimden izler bulmamdı ama o kesinlikle benden çok daha üstün ve dünyevi zevklerden arınmış, hayata çok daha ruhsal bi açıdan bakan bi kızdı. Kitabı okurken Jane'in o sarsılmaz kişiliğine, sımsıkı tutunduğu inançlarına hayran kalmadan edemiyorsunuz gerçekten..
Mr. Rochester'a gelicek olursak yazar burada o kadar şahane bir karakter yaratmış ki onu tebrik etmeden geçemicem sanırım. Ve bunu her anlamda mükemmel birisi olduğunu düşündüğüm için değil -ki düşünmüyorum- sağlam temellere dayanan hikayesi ve neyi neden yaptığını anlayıp empati kurabildiğimiz için söylüyorum. Yazar geçmişle şuanı öyle güzel bi şekilde bağlamış ki karakteri çok net bi şekilde tanıyıp tepkilerini anlayabiliyoruz. Çok sahici ve bi o kadar da gerçek dışı biri..
Hikaye genel olarak dramatik bi özellik