Büşra

Genç olduğumuz sürece, bize ne söylenirse söylensin, yaşamın sonsuz olduğunu sanır ve bu yüzden zamanı çarçur ederiz. Yaşlandıkça, zamanımızı daha ekonomik kullanırız. Çünkü ilerlemiş yaşlarda, yaşanan her gün, attığı her adımın kendisini yüksek mahkemeye götürdüğü bir suçlununkine benzer bir duygu uyandırır.
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İnsanın gençliğinde, mutluluk ve hazla karşılaşmanın harika ama bunlara ulaşmanın zor olduğu düşünülür; yaşlılıkta ise dünyadan alınacak bir şey olmadığı bilinir ve bu yüzden katlanılabilir bir bugünün yaşanıldığına sevinilir ve hatta küçük şeylerden zevk alınır.
Alıntı
Yaşamın ilk yarısının karakteri mutluluğa yönelik doyurulmamış bir özlem, ikinci yarısının karakteri ise mutsuzluk endişesidir. Çünkü bu ikinci yarıda, az ya da çok belirgin bir biçimde, tüm mutlulukların hayalet gibi, buna karşılık acıların gerçek oldukları bilgisi de gelmiştir. Bu yüzden şimdi, daha akıllı karakterler, hazdan çok, salt acısızlığa ve rahatsız edilmedikleri bir duruma ulaşmaya çabalayacaklardır.
Alıntı
Zamanın etkisi ve şeylerin değişebilirliği sürekli göz önünde bulundurulmalı ve şu anda olup biten her şeyin derhal tam tersi hayal edilmelidir; demek ki, mutlulukta mutsuzluk, dostlukta düşmanlık, güzel havada kötü hava, sevgide nefret, güvende ve açıklıkta ihanet ve pişmanlık ve bunların tersi de, sürekli canlı bir biçimde göz önüne getirilmelidir. Bu bize dünya bilgeliğinin kalıcı bir kaynağını verecektir ve sürekli temkinli olup, kolay kolay aldatılmamamızı sağlayacaktır.
Alıntı
Kendi yaşamımızın akışı; iç içe geçen ve birbirlerini karşılıklı olarak değiştiren iki unsurun, yani olayların ve kendi kararlarımızın sıralanışının bir ürünüdür. Dahası her ikisinde de ufkumuz çok sınırlıdır, hangi kararları vereceğimizi çok önceden kestiremeyiz ve olayları da önceden göremeyiz; yalnızca o andakileri çok iyi bilebiliriz. Bu yüzden, hedefimiz henüz uzakta olduğu sürece ona doğru dümen kıramayız bile; yönümüzü sadece yaklaşık olarak ve tahminlere göre buluruz, yani sık sık rüzgâra karşı yol almamız gerekir. Yapabileceğimiz tek şey, kararlarımızı her zaman bizi asıl hedefe götürecek isabetlilikte olmaları umuduyla, o anki koşullara göre vermektir.
Alıntı