Ermeni Devleti'nin tedhiş yoluyla kurulacağına inanan 500 Hınçak Örgütü, müslümanların nasıl öldürüleceğine, şehirlerin nasıl havaya uçurulacağına dair tüyler ürpertici talimatlar yayınlamıştır. "Hınçakyan İhtilâl Komitesi Azasının Vezaifine (vazifelerine) Dair Talimat" adını taşıyan bu emirnamenin bir maddesinde bakınız neler emrediliyor:
Madde (8): Komitenin bir de cellatbaşı bulunmalı. Cellatbaşının maiyetinde, kendisiyle hemefkâr (hemfikir) bir fırka (yâni tim) daha bulunmalı, bunların vazifesi de heyetin emrinden hâriç olmamak şartıyla dahilen ve haricen muzır olan adamları katletmektir. Üç nevi ceza vardır: Biri tekdir, biri sopa, biri ölüm. Ölüm de üç türlüdür: Birincisi kama, ikincisi revolver, üçüncüsü boğmak veyahut tesmîm etmektir. Ermeninin "tesmîm" dediği, zehirlemektir!
- Ya binalar nasıl havaya uçurulmalıdır?
O da şöyle tarif ediliyor:
"... Hâne veya ebniye-i sairenin (diğer binaların) berhava edilmesi için şu tedbire müracaat etmeli: Evvelâ dinamit güllesi, saniyen (ikinci olarak) dinamit suyu, salisen (üçüncü olarak) baruttan mamul patlayıcı cinsi!" Bir de 1910'da binlerce adet basılarak dağıtılan ve üzerinde Toman diye bir imza bulunan Müdafaa-i Şahsiyye İçin Talimat adlı kitaba göz atmak gerekiyor. Kişisel savunmadan bahsetmesine rağmen aslında müslümanların nasıl öldürüleceğini anlatan ve biz Türkler için "düşman" ifadesi kullanılan kitabın 64. sayfasında hangi iş için hangi silâhın tercih edilmesi lâzım geldiğine dair bilgiler verildikten sonra köylerin nasıl basılacağı, yangınların nasıl çıkarılacağı şöyle anlatılmaktadır:
"Bizde üç türlü köy vardır:
Ermeni köyleri arasında ve yalnız Ermenilerle meskun köyler.
Diğer unsurlara mensup bölgelerde, sadece Ennenilerle meskün köyler.
Ermeni ve diğer unsurların, birlikte meskûn bulunduğu köyler.
Her üç
Yırtılsın inkârın zarı
Reddin seddi yıkılsın
İnancın fecri doğsun
Ağsın sabah yıldızı gibi ufkumuza
Batı ve Doğu bütün anlamıyla
Açılsın önümüze bir kitap gibi
Kur'an'ın aydılığını yay gönlümüze
Peygamber duasını eş et bize
Saçılsın senin solmaz baharının gülleri yolumuza
Sırrına sır katılsın ulusumuzun
Yıtılsın inkârın zarı
Reddin seddi yıkılsın
İnancın fecri doğsun
Ağsın sabah yıldızı gibi ufkumuza
Batı ve Doğu bütün anlamıyla
Geçmiș ve gelecek bütün anlamıyla
Açılsın önümüze bir kitap gibi
Yeșeren ağaçlar eğilsin üstümüze
Damarlarımız canlansın eski ruhun dirimiyle
Alev duman ve kan içinde
Bir şafak yapısı belirsin önde
Șeyh Galib'in divânı gibi
Yükselsin önümüzde yeni bir fecrin devleti
Çağırdığım işte bu FECİR DEVLETİ
İnsanlğın yeni bir kader dönüşümünde
Bir şafakla
Savruluyorum kaybolan bir ses gibi o yana
...........
Yıkıntılar leşler ve mezarlar
Ve gece hışırtıları içinden
Bin yıllık kar altından
Ölüler kentinden
Sıyrılarak
Geceyi ışıklarla delerek
Gelenler var biliyorum
Yaklaşıyorlar gölgeler
Hayaller anılar ve sesler
Büyük aydınlıklarla birlikte geliyorlar
Gittikçe beliriyorlar
Gittikçe yoğunlaşıyor
Doku et kemik kazanıyorlar
Kasları çağa gerilmiş
Er kişiler çıkıyor bir bir geceden
Biliyorum geliyorlar sancaklarıyla
Geceyi silen sancaklarıyla
Gök yeşilini getiriyorlar
Güneşin ışığını taşıyorlar
Koşanlar bunlardır çağırdığım fecre doğru
Yoğrulacak bir fecre doğru
Aydan sütundan taşıyorlar
Gün ışığından kemerler
Çerçeveler yerleştiriyorlar dört yöne
Hayatları bir ölümce yağma edilmiş
Anne ve babalarının çilesinden
Çalınmış miraslarının içinden