Dertlerim beynimi kemirirken nerye gidersem gideyim hiç kimse bana yardım edemez. Bu yüzden sadece yürüyorum aklımda gidecek belirli bir yer olmadan yürüdüğüm için sanki büyük, bulanık bir fotoğraf yüzümün önünde havaya asılı duruyormuş gibi hissediyorum. Üstelik bu bulanıklığın ne zaman dağılacağına dair hiçbir işaret yok. Sadece yol boyunca belirsiz ve sonsuz bir şekilde uzanıyor. Yaşadığım sürece -belki elli belki altmış yıl- ne kadar yürürsem yürüyeyim, ne kadar koşarsam koşayım şüphesiz yine önümde uzanmaya devam edecek. Of, bu çok canımı sıkıyor. Önümde uzanan bu belirsiz geleceği aşmak için yürüyorum. Yerimde duramadığımdan yürüyorum. Hem aşmaya çalışsam bile aşamayacağımı zaten biliyorum.
—Ah! Ben mi düzeldim? Bunu şimdi söylüyorum, çünkü saatlerdir her şeye karşın doğru ortaya çıkıyor. Ama yarın yine aynı kaygılara kapılırım. Değişir mi insan? Hayır, hiçbir şey değişmeyecek, tersine günden güne kötüye gidecek. Bunu sen de benim kadar biliyorsun. En çok sersemliğime kızıp köpürüyorum!