Giydiğimiz eleştiri önlüğünün kutsal olmadığını, tarihsel olarak kirlendiğini ve söküklerle dolu olduğunu baştan kabul edeceğiz; hata yapma riskini üstlenerek o iğne ipliği elimize alıp kurucu adımı atacağız. Ama o önlüğün yarın bir gün insana dar geldiğinde bizzat o dikiş yerlerinden sökülüp, kesilip yeniden biçilmesi gerekeceğini bilecek kadar da gözümüz açık olacak.
Felsefe
Eylemi kendi kendisinin meşruiyet zemini yapmak, anti-entelektüel bir tiranlık davetiyesidir.
Felsefe
Reklam
Özgürlük, her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür. Rosa Luxemburg
Felsefe
Theodor Adorno’nun "Yanlış hayat doğru yaşanmaz" düsturu, somut acıyı ve tahakkümü merkeze alan bir "Negatif Etik" (olumsuzlama etiği) kurar. Bu yaklaşıma göre, neyin topyekûn "iyi" olduğunu reçete edemesek de neyin "yanlış" olduğunu çekilen acı üzerinden hemen tanırız.
Felsefe
İnsan yanlışlarından olduğu kadar haklılıklarından da etkilenir. Yanlış yaptığımızda savunmaya geçeriz; haklı olduğumuzu düşündüğümüzde ise sorgulamayı bırakırız. Bu nedenle tarihsel felaketlerin önemli bir kısmı kötülükten değil, doğruluğundan emin olmuş insanların körlüğünden doğmuştur. Her haklılık bir bakış açısı sunar; fakat aynı zamanda bir görüş alanı da oluşturur. Görüş alanı ise zorunlu olarak bir kör nokta üretir. Dolayısıyla ahlâkî mesele yalnızca doğruyu savunmak değildir. Kişi kendi doğrularının ürettiği görünmezliklerden de sorumludur.
Felsefe
Modern siyasal ve ahlâkî düşüncenin büyük bölümü adalet, özgürlük, eşitlik, haklar veya ilerleme gibi kavramlar etrafında şekillenmiştir. Bu kavramlar insanlığın ortak tecrübesini anlamlandırmak için güçlü araçlar sunmuş olsa da aynı zamanda yeni körlükler de üretmiştir. İnsan çoğu zaman yalnızca çıkarlarının değil, haklılıklarının da tutsağıdır. Tarih boyunca ideolojiler, dinler, uluslar, sınıflar ve hatta evrensel değerler adına yürütülen mücadelelerin ortak özelliği, kendilerini haklı görürken yarattıkları körlükleri fark etmekte zorlanmalarıdır. Bu nedenle temel soru artık yalnızca “Ne doğrudur?” değildir. Daha derindeki soru şudur: Haklı olduğumu düşündüğüm için neyi göremiyorum? Bu soru bizi adalet teorilerinden insanlık haline, ilkelerden ilişkilere ve kesinlik arayışından dikkat sorumluluğuna doğru götürür.
Felsefe
Reklam
Reklam