Dünya'nın Son Işığı'nı okurken en çok akıcılığını sevdim. Yazarın dili oldukça sade; süslü cümlelere boğmadan olayları anlaşılır ve rahat okunur bir şekilde anlatmış. Fantastik kitaplarda biraz daha derinlik arayan bir okur olarak bazı noktaların daha detaylı işlenmesini isterdim. Yine de bunun yazarın ilk kitabı olduğunu düşününce ortaya başarılı bir eser çıktığını söyleyebilirim. Özellikle 13-18 yaş aralığında olsaydım kitaptan çok daha fazla etkileneceğimi düşünüyorum.
George Orwell’in 1984 adlı eseri, beni en çok düşündüren kitaplardan biri oldu. Kitap ilk başta sadece baskıcı bir yönetim ve karanlık bir gelecek anlatıyor gibi görünse de ilerledikçe aslında
"ÜMİTSİZLİKTEN KURTULUŞ YOLLARI"
"Manevi hastalıklar içinde ilki ve en büyüğü yeistir. Kişinin fıtratı yaralandığında ilk ümitsizlik doğduğu gibi, herhangi bir konuda yaralanmış
Sis - Miguel De Unamuno
Kendi deyimiyle bir roman degil "nivola" olan bu eser yaygın görüş üzerine varoluşçu felsefe öğeleriyle bezenmiş. Okumaya başlamadan biraz bu akıma gözgezdirmek iyi
Bu kitap, yüzeyde birbirinden farklı çağlarda, farklı coğrafyalarda ve farklı kimliklerde yaşayan insanların hikâyelerini anlatıyor gibi görünse de aslında derinde tek bir büyük meseleyi taşıyor:
Çok merak ettiğim yazar Eric-Emmanuel Schmitt ile tanışma kitabım sevgili Pınar'ın Epia Reng tavsiyesi ile Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu oldu.
İyi ki okudum ve kesinlikle yazardan