Puan vermedi·1062 syf.·
2026 48. kitabı
Eveeeettt uzun soluklu bir yolculuğun daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Kimine göre şimdiye kadar dünya edebiyatının yazılmış en iyi romanı; Anna Karenina... Sayfa sayısı ile beni birazcık zorlasa da ve açıkçası yer yer okurken sıkılsam da kitabı bitirip kapağını kapattığımda iyi ki okumuşum dedim. Eser her ne kadar yasak bir aşkın hikayesi olarak lanse edilse de kesinlikle çok çok daha fazlası. Kadın erkek ilişkileri, evlilik, kentli-köylü karşılaştırmaları, ahlaki değerler, dini inançlar, Rus sosyete yaşantısı, felsefe ve bir çok içeriğiyle dolu dolu bir eser. Tolstoy oluşturduğu her karakterin ruhsal durumunu ve yaşantısını mükemmel bir şekilde ve detaylıca anlatarak her bir karakteri yaşantınızın bir parçası haline getiriyor. Kitabın ismi Anna Karenina ama diğer karakterlerden olan Kiti'nin veya Levin'in ya da Vronsky'nin ismini de kitaba vermiş olsa bence hiç abes kaçmazdı. Zira her bir karakter o kadar ayrıntılı anlatılmış ki belki Anna güzelliğiyle bir adım öne çıkmıştır. Anna kocasına karşı bir aşk beslemeden, hayatın kendisine sunduklarıyla, yaşamdan çok bir beklentisi olmadan huzurlu bir şekilde yaşayan, akıllı, güzel, herkes tarafından sevilen bir kadındır. Genç ve yakışıklı subay Vronsky ile tanıştıktan sonra aslında hayatında eksik olanın aşk olduğunun farkına varır. Günün şartlarında yasal olarak bir kadının kocasını boşaması mümkün değildir. Ayrıca bu ilişkinin toplum içerisinde yaratacağı ahlaki durum da Anna için büyük sıkıntıdır. Yine de her şeyi göze alarak, yuvasını, kocasını, çok sevdiği oğlunu geri de bırakarak aşkının peşinden gider. Anna her şeyinden vazgeçerken, toplum tarafından dışlanmış, kötü bir kadın olarak tanımlanırken ilişkinin diğer tarafındaki sevgilisinin toplumdaki statüsünde bir değişiklik yaşamaması, hala sevilen ve gözde bir
İnceleme
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Şener Aksu/Annemin Romanı
Puan vermedi·278 syf.··
2026 32. kitabı
Şener Aksu/Annemin Romanı Çukurova’nın Yaşar Kemal’i varsa bizim de Şener Aksumuz var Bir anne düşünün, hem falcı,hem rüya yorumcusu, masal anlatıcısı. Her şeyden önce bu annenin kamanlar gibi mistik bir yönü var doğanın dilinden anlayan, kolay kolay pes etmeyen savaşçı bir ruhu var işte böyle bir annenin yaşamını anlatmaya çalışmış Şener abi, eminim ki bu anlattıkları %10 bile değildir çünkü bilirim bizim oranın kadınlarını. Roman buram buram Artvin kokuyor, Kah dağlarda gezerken, kâh çayır biçerken kâh çobanlık ederken bulursunuz kendimizi hem de canlı canlı içinde yaşayarak. Hikayenin sıcaklığı hemen sarıyor sizi ve içini alıyor bir masalın tadında , satırlar su gibi akıyor, bir çocuk merağı sarıyor yüreğinizi okurken. İçinde sosyolojik gerçeklerden izleri bulabileceğiniz bir roman özellikle 1960‘ların Türkiyesinin kırsal yaşamına dair izler , o ezilmişlik çaresizlik içinde direnişin umudunu görürsünüz Ayrıca köyden kente- kentten köye göç’ü anlatan 1960- 70 lerin Türkiyesini içinize çekiyorsunuz , zaman zaman dönemin toplumsal cinsiyet rolleri ,kadının toplumdaki yeri ve konumuna dair atıflarda bulunuyor . Bu bakımdan kitap toplumsal gerçeklik tarzında yazılmış bir kitap, her ne kadar biyografik bir kitap olsa da yazarın çocukluğuna dahil izler de barındırması bakımından otobiyografi tarzında da bir kitaptır Yani toplumsal gerçeklikle yazılmış, biyografik ve otobiyografik bir romandır. Yazar bir idealin peşinden koşmaktadır annesinin ruhu rahat etsin diye ondan kalan son hatırası -saçlarını - annesinin ruhunu da yansıtacak bir yer bulup gömmek istemektedir acaba yazar bu idealini gerçekleştiriyor mu? Şener Aksu aynı zamanda şair olduğu için bu özelliğini romanlarında da görmekteyiz, bu yüzden de, romanın içinde şiirlerine yer verirken, romanın şiirsel bir
Annemin RomanıŞener Aksu · Aydili Sanat Yayınları · 20262 okunma
Reklam
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:05
Distopyaların atası sayılan,1984 ve Cesur Yeni Dünya’ya ilham veren Yevgeni Zamyatin’in Biz romanı... Okurken zaman zaman çok zorlandım ve sıkıldım.Eğer Cesur Yeni Dünya gibi akıcı,canlı bir dünya tasviri bekliyorsanız benim gibi biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.Yazar bizi dışarıdan izlediğimiz hareketli bir evrene değil,ana karakter D-503’ün boğucu günlüğüne hapsediyor.Karakterin sürekli kendi içine dönen iç sesi ve sayıklamaları arasında bazen gerçekten daraldım.Tasvirler o kadar azdı ki atmosferi gözümde canlandırmakta zorlandım. İnsanların isim yerine numaralardan ibaret olduğu, herkesin robot gibi yaşadığı camdan bir dünya burası. En tepede de "Velinimet" adında mutlak bir lider var. Devletin iddiası ise net: "Son devrimi yaptık,kusursuz düzeni kurduk."İşte tam bu noktada,kitabın alıntısı her şeyi özetliyor:"Bana son sayıyı söyleyebilir misin? Sayıların sonu yoktur.O halde nasıl son bir devrimden bahsedebilirsin?" Fakat bana göre kitabın asıl anlatmak istediği her şey, bütün o felsefe tamamen Sonsözde gizliydi. Yazar her şeyin sabitlendiği bir sistemin artık canlı olmadığını, öldüğünü söylüyor.Düzen ve güvenlik uğruna duygulardan, hayal gücünden vazgeçersek (kitaptaki o korkunç Büyük Ameliyat gibi) robottan farkımız kalmaz. İnsanı insan yapan şey hataları ve içindeki o öngörülemeyen enerjidir.Kitabın bütün ağırlığı o son sözde toplanmıştı sanki. Bir de düşünmeden edemiyorum; bu distopya ve bilim kurgu yazarlarına gerçekten ayrı bir saygım var. Müthiş bir öngörüleri var! Zamyatin bu kitabı 1920 yılında yazdı.Ama yüz yıl öncesinden bugünün şeffaf,her şeyin ortada olduğu dünyasını, insanların birer dataya ve numaraya dönüşeceğini resmen bilmiş.Geleceği bu kadar isabetli tahmin edebilmeleri gerçekten inanılmaz.(Bu konuda kafamda farklı teoriler var hiç o
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202111,9bin okunma
9/10
·204 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:18
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Filibeli Ahmet Hilmi'nin ( 1865-1915), A'mak-ı Hayal adlı romanı hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Türk edebiyatının ilk felsefi ve gerçeküstü romanı kabul edilen bu eser, 1910 yılında yayımlanmıştır. Eser, doğu-batı felsefesi, yunan mitolojisi, islam tasavvufu, uzakdoğu inançlarının harmanlanarak yazıldığı bir eseridir. Eserin konusuna gelecek olursak; ​eser, iki ana bölümden oluşur. Romanın başkişisi Raci, iyi bir eğitim almış, ancak aldığı batılı-pozitivist eğitim ile geleneksel inançları arasında sıkışıp kalmış, büyük bir fikri ve ruhi bunalım yaşayan genç bir memurdur. Raci, içine düştüğü bu varoluşsal krizden kurtulmak için bir gün bir mezarlıkta Aynalı Baba adında bir dervişle karşılaşır. Aynalı Baba, kulübesinde yaşayan, her tarafı aynalarla kaplı, ney üfleyen, garip ama bilge bir adamdır. Aynalı Baba Raci'ye kahve ikram eder ve ney üfler. Raci, bu ezgiler eşliğinde her gün derin bir uykuya/vecd haline dalarak hayal aleminin derinliklerine fantastik ve sembolik yolculuklar yapar. Raci bu seyahatlerinde hedefine ulaşmak için Buda’yla Hiçlik Zirvesi’ne, Yunan tanrılarının bulunduğu Olimpos Dağı’na, Hürmüz ile Ehrimen’in savaş meydanına, Simurg’un sırtında Merih gezegenine, Kaf Dağı’na ve daha birçok yere gider. Raci hakikatin peşinde nice âlemde, boyut ve mekânda dolaşırken biz okurlara Ahmet Hilmi’nin Doğu ve Batı felsefesi, tasavvuf, mitoloji, dinler tarihi üzerine kurduğu bu gerçeküstü romanı izlemek düşüyor. Kitap muhteşem bir kurguyla yazılmış, muhtemelen batıda yazılan bir eser olsaydı kült eserler içinde yer alırdı. Bu kitabı okuyup iyice anlamak için biraz mitoloji, felsefe ve tasavvuf bilgisine sahip olmak şart. Bazen biz de Raci gibi çıkmaza girip hakikati sorguluyoruz ve bunu yaparken sadece akıl ve mantık ile
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,4bin okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:37
Lou Andreas-Salomé'nin Fenitchka adlı kısa romanı, aşkı, özgürlüğü ve kadın kimliğini dönemin toplumsal kalıpları üzerinden sorgulayan zarif bir eser. Hikâye, genç ve bağımsız bir kadın olan Fenitchka ile onu anlamaya çalışan insanların etrafında şekillenir. Salomé, karakterlerinin iç dünyasını büyük bir incelikle işlerken, aşkın sahip olmak mı yoksa anlamak mı olduğu sorusunu da okura bırakır. Kısa olmasına rağmen düşündüren, insan ilişkilerine farklı bir pencereden bakmayı sağlayan etkileyici bir klasik. "Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktıkları düşüncelerle hatırlanır. Fenitchka da onlardan biri.
Felsefe
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:13
Veee Menteş evrenine yeniden hoşgeldik :) O kadar özlemiştim ki sevgili Murat Menteş'in bu üslubunu. Antika Titanik'ten bu yana özlediğim ve beklediğim tadı aldım bu kitapta. Yine muazzam bir kurgu ve gizem evreninde ütopik olaylarla örülü bir girdap içinde yuvarlanıyoruz. Merakımız celbedilirken, Menteş bizi de hafiyeliğe zorluyor ve evrenine dahil ediyor :) Üstelik bu sefer olayların merkezinde gıyaben tanıdığımız bir isim var ---> kıymetli Ahmet Hamdi Tanpınar... Menteş, onu bizim için bir kereliğine yazar olmaktan çıkarıp romanın baş kahramanı yapıyor. Gerçekten ustalıkla örülmüş ve yine okurken aynı zamanda çok farklı konularda çok fazla bilgi sahibi olduğum, çok şey öğrendiğim bir kitap oldu.Bunu hemen hemen tüm Murat Menteş kitaplarında yaşıyorum.Müzik, dünya tarihi, felsefe, resim... Pek çok konuda bilgi ediniyorum romanla birlikte. Umarım bundan sonraki roman için çok beklemek zorunda kalmayız. Çok beğendiğim harika bir roman okudum, şiddetle tavsiye ediyorum.
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026749 okunma
Reklam
Reklam