Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
..Peki, cümlelerin namusu? Salim bu soruya cevap verebilecek mi? Kendince felsefe yapmaya karar verip: Hocam bu adamların namusu var mı ki cümlelerinin olsun? Sınıfta ders anlatır gibi görünmeye çalıştı, hayır hayır ben buna inanmıyorum. Ben üniversitelere de inanmıyorum, bu memlekette hiçbir okul eğitim veremiyor, vermiyor, ben sizler gibi başkalarına suçu atmak istemiyorum, bir ilkokul mezunu gecekondu sakini olarak son sözü alıp kendime bir itirafta bulunmak istiyorum: beni eğiten bu saydığım okullar değil, insanlardır, ben onların bana reva gördüğü acıya inanıyorum...
felsefehayat.net/hayat-dedigin-n...
“Beni düzeltmeye çalışma” dedi Salim. “Ben böyle iyiyim. Rahatımı bozma, insanlardan hoşlanmadım hoşlanmayacağım da; bu yüzden uzak tut onları benden, mümkünse hiçbirisiyle tanışmak istemiyorum; anladın mı istemiyorum, onları ne tanımak ne de kokularını almak istemiyorum; hayatım boyunca hep yanılttılar beni, üzdüler, değer verdiklerim bana değer vermedi, onların değerlendirdikleri benim hoşuma gitmedi. Durum bu İlke. Durum kelimesini burada ilk kez kullandığım kayda geçsin lütfen...
felsefehayat.net/hayati-duzeltem...
Görüşlerinizi bekliyorum sayın okurlar.. :)
Memlekette okuyan insan kalmasın diye tüm personel servisleri el ele vermiş, arabalarının dikiz aynalarına yapıştırdıkları el yazmalarıyla, dalga geçer ya da düğüne gider gibi bizlere meydan okuyorlardı. Bu bir cenk havasıydı. Biz, okumuş memurlar çaresizdik, ne yapsak olmuyordu, çareyi beklemekte bulduk. Soğukta beklemek… Kitap okumaya alışık olmayanların diyarında yalnızdık ama neyse ki heybemizde hazırda birkaç kitap ve yazılmayı bekleyen tonlarca kâğıdımız vardı. Kitaplarımız karşı eylem için sabırsızlanıyor, direniş dile geliyor, hatta servisçilere inat kendi kendilerini okuyorlardı. Kendini okumak kendinle kalmanın yarattığı bir şizofreniydi. Toplu bir okuma eylemi toplu bir düşünme ayinine dönüşmek üzereydi. İnsanlık tarihi servis bekleme duraklarında hayat buluyordu. Duruma kayıtsız kalan şoförler cemiyeti yetkilisi tepkileri üzerine çekmekte haklıydı, haksız olanlar ise soğuktan donmaya devam ediyordu. Kitaplar okunsun diye her yerde ilanlar yapılıyor, sabah ezanına müteakiben tüm imamlar namaz öncesi iki sayfa kitap okumaya mecbur bırakılıyorlardı...
Naçizane hikayemin devamı: felsefehayat.net/ruzgarla-sevise...