Zavallı bir işçi size ait bir kuyunun içine düşüverdi diye Şükran Günü yemeğiniz mahvoluyordu ama bitin ülkedeki kuyularda yaralanıp ölen onlarca, belki yüzlerce işçi umrunuzda olmuyordu. Aynı şekilde, Avrupa'da ölen onca insanı düşünün! Ordular ta Flandre'den İsviçre'ye kadar hendeklerde gizleniyor, gece gündüz birbirlerini bombalıyor ve binlerce adam bir kuyunun dibinde kapma kepçesiyle parçalanmaktan beter oluyordu; ama bunun Şükran Günü yemeğini birazcık olsun mahvetmesine izin vermezdiniz! Bu adamların ertesi gün avlayacağınız bıldırcınla kadar bile önemi yoktu sizin için!
Ruth çıplak ve esmer bacaklarıyla güneşin altında otururken gayet sağlıklı ve mutluydu zaten; onun için dünyadaki en güzel şey buydu; bacaklarının pahalı ipek çoraplar içinde olmasından çok daha iyiydi. Yalan da değildi; iyi ama öteki kadınların ipek çoraplara neden ihtiyacı vardı? Koca bir dükkanı doldurabilecek teçhizatla kaplı makyaj masasının başında yalnızca ipek çoraplarla değil Paris'ten getirilmiş pahalı korseleri içinde oturan Emma Yenge vardı mesela; çıplak esmer bacaklarıyla güneşin altında oturup keçilei gütmek, neden Emma Yenge için de en iyi şey olamıyordu?
Erkeklerle kadınların birlikte yaptığı, hepsinin birer suç ortağı gibi sizden saklamaya çalıştıkları bir şey vardı. Hayatın karanlık bir köşesi, gizemli ve gayet iğrenç bir şeydi bu.