Ölümü kabullenseydi belki, inanmak zorunda kalmayacak, dogmatik düşüncesinden uyanacaktı. Onu uyandıran şey tam da buydu. Artık kabullenmişti ölümü ve inanmak istemiyordu hiçbir şeye. Gerçekten öldüğünü hissetti.Varolmanın anlamını yitirdiği, bütün varoluşların yok olduğu bir anda dogmatik uykusundan uyanmıştı. Ölüm bu olsa gerek, gerçek ve yalın, karanlık bir inançsızlık içinde varoluşunun yokluğuna mı ilerliyordu.?
Sahilde ne gökyüzünün turuncu rengi ne de denizin mavi tonu.Erguvan ağaçları ile sonbaharın döktüğü morlu pembeli yapraklardan yol görünmüyor , bu acem halısı gibi uzayıp giden,ergüvani yapraklar, dalgalar ile birlikte bir yelkenliye ait borda iskelesini parçalıyor, şimşekler ile gökyüzünü savuran
yağmurlar pencerelerine vuruyor can evinin.. Her şey varolup duruyor,gözünün önünde kahpe varoluş acısı bıçak gibi saplanıyor.. Gök gürültüsü ile birlikte binlerce cam parçası yayılıyor yüreğine.Denizin mavi tonları zifiri karanlığa gömülüyor ufuk çizgisinde. istinga yelken! - bağıran denizcinin gözünde kan kızıl bir nokta yanıp sönüyor, dolu taneleri düşmeye başlıyor. arabaların camları patlıyor,devrilen ağaçların dalları ortalığa saçılıyor.evlerin çatılarında kocaman delikler açılıp elektrik kablolarının kıvılcımları sokağı aydınlattığında sahile inen sokağın sonu olmayan karanlığının ortasında bir adam rengi solmuş eski bir fotoğrafı elinde tutuyor .Yıldırım göğü yararak üzerine düşüyor, etraf mavi ışıklar ile aydınlanıyor geriye yanmış bir fotoğraf karesi ile 'istinga yelken' kan kızıl bir çift göz kalıyor. Inanıyor evet. Bırakıp gitmek, ölmek bu kadar mı zor geliyor? Dogmatik uykusuna geri dönüyor. Uyanmaya başlıyor, uykusunda. Var olmak için debelenip duran, yolun sonundaki ölüme inat, sadece var olmak için miydi bu kahpe hayat, gerçeklerden ne