"Düşünüyorum da, bazen o olayları yaşadığımıza inanamıyorum," diye devam etti, "karakola düştüm, tutuklandım, mahkemeye çıktım, terör örgütü üyesi olmakla suçlandım. Şu anda hâlâ hapiste olabilirdim."
"Ama olmadın! Çünkü suçsuzdun. Terörist değil, protestocu bir öğrenciydin sadece."
"Terörist filan hiç olmadı aramızda, hâlâ. Uyduruk bir söylenti bu."
" Devlet de kendini korumak zorunda."
"Kimden, halkından mı?"
“Kendini devirmek isteyenden."
"Hala, devlet devrilmez ki, hükümetler devrilir. Zaten hükümetler geçicidir. Kalıcı oldular mı, demokrasi, demokrasi olmaktan çıkar. Neyse
ileride bir gün başımızdan geçenleri çocuklarıma anlatacak olsam, atıyorum zannederler herhalde."
"Çocuklarının hangi memlekette yaşayacaklarına bağlı, kızım. Bizimki gibi Ortadoğu ülkelerinde, her genç, polis tekmesini mutlaka bir kere yer kıçına. Buralarda hükümet politikalarını eleştirmek, protesto etmek yasaktır; gençlerin de, bugünlerin moda deyimle, fıtratında baş kaldırmak vardır. Haliyle sık oluyor böyle şeyler."
Aile... aile... aile... Ne kadar modernleşirsek modernleşelim, fark etmiyor. Biz, bu coğrafyanın kadınları, hep aynı parçalanışı ve kafa karışıklığını yaşıyoruz. Hür olacağız, evet, fakat aileye sadakat bizim elimizi, kolumuzu hep sımsıkı bağlayacak. Bu yüzden müsavi olamıyoruz erkeklerle."
“Hiç de değil. Ben doğduğumda, çok uzun zamandır erkeklerle eşit yasal haklara sahiptik. Cinselliğimizi de idrak etmiştik, çok şükür. En azından bizler, büyük şehirlerde ve batı bölgelerinde yaşayan kadınlar, eğitimli, özgür ve eşittik.” “Her şey mükemmelse, neye başkaldırıyordu o bahsini ettiğin Gezi'deki çocuklar?"
Her şey mükemmel değil. Kazanılmış haklarımızı kaybetmekten, daha da ileri evrensel haklara ulaşmaktan vazgeçip geriye dönmekten, ilkel bir Ortadoğu ülkesine dönüş- mekten korkuyoruz."
"Tekmil haklarımızı aldık, demedin miydi?
"Haklarımız var ama giderek kâğıt üzerinde kalıyor. Adalet sistemi darmaduman, eğitim sistemimi altüst oldu. Sanat çok geri plana itildi. Tiyatrolarımız kapanıyor. İstanbul'daki opera çoktan kapandı bile. Kadına evinde oturup çocuk doğurması ve sadece çocuğuna bakması için müthiş bir teşvik var. Kadınların lehine öyle yasalar çıkıyor ki, artık..
İstanbul bir süredir, tencere tava eylemlerinin gürültüsü dışında, sakinleşmiş görünüyordu. Bu nedenle ertesi akşam, Martello'nun meydandaki ikinci konserine ben bile katıldım ve kendime göre gözlemler yaptım. Gezi Parkı'nın çocukları, benim gençliğimin siyasi çekişmelerinin çok uzağındaydılar. Partilerle, particilikle işleri yoktu. AKP taraftarları kendi partileri için canlarını vermeye hazır olabilirlerdi ama Gezi'deki gençlik, adil, vicdanlı politikalar için parti gözetmezdi, eminim. İnsana değer verenden yana olurdu. Eğitim, sınıf, ırk, din ve mezhep demeden, her gelir sınıfından gen- cin bu parkta buluşmuş olması da bu yüzdendi.