F. Emre Vural

F. Emre Vural
Herkes kendi manşetinde satır arası. Sonuçta kitap değiliz, yaşarken anlaşılmaya ihtiyacımız var. Öldükten sonra bir anlamı kalmıyor, değil mi?
Kızıl Sultan
7/10
·324 syf.··
2024 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2024 00:00
Eksik-yarım kalmış,tam anlamıyla ne etliye ne de sütlüye karışmamış bir kitap. Abdulhamit zamanını okumak, tahlil etmek isteyenler için yaşayanın ağzından (Dr.) yazılmış geleceğe bir mektup. Kim nasıl anlamak isterse öyle anlasın tarzında.
Edebiyat
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkilâp Kitabevi · 202415,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Handan ve Diğerleri
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2024 23:24
Ayşe Kulin: Kitaplarını her daim rahatlıkla okuyabildiğim, kitap okumaya uzun bir ara verdikten sonra bile, bana tekrar okuma isteğimi uyandıran, kitaplarını okuduktan sonra herkese tavsiye edebileceğim ve kütüphanemde tüm kitaplarını okuyarak bitirmek istediğim yazar oldu. Handan kitabını da bir arkadaşımda görüp elime aldım ve neredeyse bir solukta okudum. O kadar güzel ki bitince yüzünde tatlı bir tebessüm kalıyor. Hatta bitirirken diğer kitaplarındaki kahramanları: Bora'nın Anıları ve Gizli Anların Yolcusu İlhami'ye de selam yollamayı unutmuyor. Gezi parkı olaylarını anlatması ise kitabı değerli kılan başka bir yönü.
HandanAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20148,7bin okunma
Efsun-Caner
8/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2023 23:10
Güzel,akıcı,iz bırakan bir kitapti. Selahattin Demirtaş başarılı bir roman yazarı olma yolunda bayağı yol kat etmiş. Elimden bırakamadan bir solukta okudum. Tavsiye ederim.
EfsunSelahattin Demirtaş · Dipnot · 20244,879 okunma
Aşk-Eş-Satranç
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2022 20:38
Tıpkı aşk gibi satranç için de bir eş gereklidir. Stefan Zweig ile yıllar önce tanışmamı sağlayan, onun okuduğum ilk kitabıydı:Santranç. Tahmini 10 sene önce elime alıp herkes gibi satranç hakkında bir kitap okumayı beklerken, karşıma olağandışı güzellikte bulduğum ve başucu kitabı olarak yanımda taşıyabileceğim bir kitap ve yazar olup çıkıverdi. Ardından Zweig in tüm kitaplarını bulup okumaya başlamıştım. Öğretmen olmam hasebiyle öğrencilerime ilk önerdiğim kitap oldu ve olacak hep. ******************************************* Bir rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr.B'nin öyküsüdür görünüşte 'Satranç' Ama derinlerde bir veda mektubu aslında. Zweig'in Brezilya'da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942'deki intiharıdan bir kaç ay önce tamamladığı Satranç Avrupa kültürünün Nasyonal Sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder. Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig'in yapıtı gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.
Stefan Zweig
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2019279,6bin okunma
Sonsöz
9/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2022 22:55
"Lüsyen, ömrünün hemen tamamını Abdülhak Hâmid'e adamıştı. “Şair-i Âzam”, onun gerçek vatanı olmuştu. Onun sayesinde hem Türkiye ile hem de devrin en büyük isimleriyle tanışmıştı: Atatürk'ten İsmet İnönü'ye, Tevfik Fikret'ten Nâzım Hikmet'e kadar... On sekiz yaşında âşık olduğu altmışlık şairin peşine takılıp Türkiye'ye gelmiş bu Belçikalı kızın hayatı, benzeri görülmedik iniş çıkışlar ve meddücezirlerle, Türkiye'nin yaşadıklarıyla paralel giden felaket ve sevinçlerle doluydu. Bu güzelim öykü Poti'den Pește'ye, Tahran'dan Bombay'a, Brüksel'den Londra'ya, Liège'den Ankara'ya, Venedik'ten İstanbul'a uzanan rengârenk bir coğrafyada geçiyordu ve fonunda yerküreyi kana bulayan bir dünya harbi, Balkan Savaşı, İstanbul'un işgali, son Osmanlı Meclisi, İstiklal Mücadelesi, Cumhuriyet'in yeşermesi vardı." Böyle yazmış sonsözde Can Dündar. Benim de eklemek istediğim bir kaç cümle var elbette kitap ve yazmak ile ilgili. Benim gibi tarihi romanlara ilgi duyan biriyseniz, kitabı elinizden düşüremeyecek, bir solukta okumak isteyeceksiniz. Bu bağlamda kitap kendisini okutuyor. Hiç sıkmadan,bunalmadan... Kitabın içerisinde yer alan resimler sayesinde(baskıdan dolayı keşke simsiyah görünmeselerdi) mekanda kendinizi Lüsyen ve Hamidi uzaktan izler gibi hissediyor ve olayın içine giriveriyorsunuz. Özellikle de resimler size; aşkın ve o zamanın gerçekliğini gözler önüne seriveriyor. Onlar ile aynı masada oturuyor, kah hüzünlenip kah gülüveriyorsunuz. Yazmak meselesine gelince: Bu tarzda(tarihi-gerçek- roman) yazmak gerçekten çok zor bir mesele. Heleki Abdulhak Hamid gibi Osmanlıcadan Türkçeye çevrilmesi zor şiir ve mektupları günümüz Türkçesine çevirip o duyguları hissetirebilmek... Çok iyi iş çıkarılmış bence bu konuda. Tebrikleri, övgüleri sonuna kadar hak ediyor.
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,460 okunma