• Ah Tümer Ah.. Çocukluğumun süper kahramanı, en sevdiğim futbolcusu.

    2003 yılının Mayıs Ayı. Beşiktaş ile Galatasaray İnönü Stadında 33.hafta maçına çıkıyorlar, puan farkı 5, Beşiktaş Lider. Galatasaray'ın o sezon başında kovduğu şampiyon hocası Mircea Lucescu, Fatih Terim'li Galatasaray'ın önünde şampiyon olmaya çok yakın. 16 yaşındayım, Lise 2 öğrencisiyim. Elim ayağım titriyor heyecandan, ilk defa bir şampiyonluk göreceğim yani. Neyse, çok uzatmayalım; Tümer asistini yapıyor, Sergen atıyor ve şampiyonluk geliyor. O gün herkes Sergen'i konuşuyor ama bana göre Tümer'in yaptığı çok daha büyük iş, çünkü golü kendisi atsın diye bilerek topu Tümer'in uzağına atıyor Sergen:)

    Fenerbahçe'yi Kadıköy'de son yendiğimizde sen başroldeydin, Fenerbahçe'nin elinden Türkiye Kupasını alırken sen başroldeydin. Camianın en kötü günlerinde bize nefes aldıran o derbi maçlarında da sen başroldeydin. Ne diye gittin Fenere be Tümer? Değer miydi arkandan böyle nefret ettirmeye, bu sevgiyi nefrete çevirmeye?

    Luis Figo, Barcelona'dan Real Madrid'e geçtiğinde şöyle demişti Barcelona taraftarı, aynısını ben yazayım buraya: "Senden nefret ediyoruz çünkü seni çok sevmiştik."

    Tanım: Tümer Metin'in Hayat Hikayesi.
  • Fenerbahçe 2-3 Kayseri
    Trabzon 4-0 Galatasaray
    Beşiktaş 1-1 Bursa
    Bu sene Trabzon Kolbastisi..
  • "Fenerbahçe'li olduğunuz için Galatasaray'lılardan nefret etmeniz öğretilmiş. Türk olduğunuz için Kürt'lerden nefret etmeniz öğretilmiş. Müslüman olduğunuz için Hristiyanlardan veyahut ateistlerden nefret etmeniz öğretilmiş. Kimsenin aklına gelmemiş o insanları sevmek. Çünkü eğer sevseydiniz, iktidarlar çaresiz kalırdı. Barış, iktidarlar için tehlikelidir. Onların istediği kolayca hükmedebileceği bir koyun sürüsüdür."
  • Her gün öksüz yetim kalmak...
    Nedir her gün öksüz yetim kalmak? Her gün anam babam mı ölür/ölmeli -konu da tam bu aslında -! Evet her gün ben yetim kalıyorum, bakıyorum şöyle bir haberlere de nasıl kalmam ki diye serzenişte bulunuyorum. Ya bir gün yüreğim, Suriye'ye gidiyor ya da Irak'a bazen Saray Bosnalara bazen Afganistan'da ki kardeşime. Bazen daha uzaklara da gittiğim oluyor, Bangladeş'e Miyanmar'a daha nerelere gidecek bilmem.

    Bazen de çok uzaklara gidesim gelmiyor. O kadar yorgun oluyorum ki bazen bir trafik kazasın da umursuz bir sürücü oluyor. Bazen de dili olmayan garip bir kedi ya da köpeğe...

    Ve ben yine yorgun yine bir çaresiz... Dağa zorla götürülen evlatları düşünüyorum sonra, ellerim titriyor şuan olduğu gibi. Nasıl bir anne iç gidüsü olmasın ki içim de ya da nasıl bir kardeş nasıl bir baba olmayayım. Yaşadığını bilerek bir taraftan nefes almaya çalışırken, bir taraftan Mehmedime de acaba kurşun sıktımı telaşı içim de bir yara oluveriyor. Kaybettiğim kardeşime mi yanayım, şehit olan Mehmedime mi bilemedim. İki tarafta ağır bir yara.

    Yine ellerim titremeye devam ediyor satirları doldurmaya çalışırken, ağır geliyor her şey her yer. Bir daha uzerime baskı. Susuyorum susuyorum da o zaman yerin dibine yaşarken giriveriyorum çırpına çırpına. Taa! En gerilere gidiyorum, önüme Adnan Menderes kasırgası beliriyor. Neden Menderes diye soruyorum kendime, cevaba ülkenin evladı, bir ana, babanın, kardeşin, bir bacinın kardeşi geliyor. Benimle ne alakası var diyorum, cevabıda buluveriyorum. Benim anam babamdı diyorum Menderes, Muhsin Yazıcıoğlu gibi birileri çekti fişi. Savaşırken ölüm döşeyine koydular her birini. Maksadı yaşamları bir Vatan sevdasıydı. Benim gibi senin gibi ayşe, fatma , Ahmet, asiye gibi... yine bir ana baba yüreği yandı ardında benim bildiğim 160 dan fazla Vatanıperver... Benim yüreğim yine bi ağlamaklı oluyor, içten içten kemiriyor ister istemez.

    Sonra beraber yürüyoruz şükürlerle şükrede ede. İki bilet alıyoruz, birimiz Fenerbahçe trübününe birimiz Galatasaray trübününe vs. Derken gol yerken bile Hakan Şükür attı kafayla golü.. bir o bir biz derken maç bitiyor evlere tıpış tıpış - tıkış tıkış... ardından bir Kırmızı beyaz formayı giyip gidiyoruz Aslanlarımızı abilerimizi izlemeye. Trübünler ıslık ıslığa yıkılıyor ortalık..Kardeş bellideğimiz ya da abi dediğimiz Hakanlar bakmışsın ki ya bir adamın ardında ya da bir hainin yanında. Kardeş dedik ya en ağırı da bu ya... Bu sefer de sinirden titriyor ellerim. Biraz dinlenmeliyim. Ve bir yerlere kaçanlar ardı ardına uşaklik ettiklerine siğınanlar. Acaba çaldikları hayatları ve de paraları mutlu bir şekilde yiyorlar mı..?

    Ardından bir iki sene evvel geriye gidiyorum da. O bana da emlekete de agır geliyor. Üç yüze kadar şehit ve ben yine ana babasız öksuz yetim kalıyorum. Kardeşlerimi kaybetmişim ki halen içim de bir acı. Diğer yetim kalan ana babalara da bakıyorum bine ulaşmış... gazi olmuş kardeşlerim bir nebze nefes alıyorlar, bazen sızı geliyor kemiklerine işleyen mermi, şarapnel parçalarından kalan yara berelerle...

    Şimdi de birileri tuşa basmış soğuk bir savaş uyguluyor. Irak'tan devam eden sinir boyu taa! Akdenize kadar uzanan bir katliam yolu. Sırf yolunu kestiğimiz için katliamların dolar olmuş 5 lira Allah aşkına 10 lira olsa ne olur bir deyiverin bana. Aç mı kalırız karnimizı Amerika mı , Avrupa mı doyuruyor? Yoksa nimeti veren Allah mı? Komşusu açken, tok yatan bizden değildir diyen Peygamber Efendimiz (S.a.v) laf olsun diye mi dedi. Zalimin karşısında kurmayamıydık. Bir yerlerden güvenlik için s400 beşyüzleri tedarik etmeye çalışmayamıydık? Önümüzde ki on sene aç kalsak, açıkta kalsak ne olur ? Yarın çocuklarınıza torunlarınıza gelecek kurşunlardan bombalardan daha mı mühim aç kalmanız ?

    Irak'a dönüyorum da neler yaşandı 1 milyon dan fazla insan öldürüldü değil mi? Kaç çocuğun böbrekleri avrupa da hayat buldu, onların hayatı sona ererken. Ağır geldi değil mi sözüm. Suriye de kaç bacılar analar tecavüze uğrandiktan sonra toprağa diri diri gömüldü. Ya daişin işidin sozde İslam vari ayaklara yatıpta 5000 bin kadına ne oldu ? Kim neyin kadını yaptı örgüte Efendiler, Hanımefendiler ? Kız erkek çocuğu yaşayarak bedenlerine ruhlarına tecavuz edenler... ?

    Ben çok öksüz yetim kaldım pekk ya siz ? Tv izlemeye bile utanıyorum acmıyorum, bakmıyorum... acizliğimimi izliyeyim.
    Selam ve dua ile kusura bakmayın icinizi kararttım
    Kadim TATAROĞLU
  • Şampiyonlar Ligi'nin çeyrek finallerinde Fenerbahçe Chelsea ile oynarken oyunun yarısında televizyonu kapadım, çünkü bizimkiler fena eziliyorlardı, ayaklarından topu çocuktan alır gibi alıyorlardı.
    Orhan Pamuk
    Sayfa 49 - İletişim Yayınları
  • Çeviriler ve Uyarlamalar kitabımızda değinmek istediğim iki nokta var. Kitabımızın ismi Sait Faik'in bir Uyarlamasının ismi diyoruz. İkinci ve asıl söylemek istediğim de 'Uyarlama' üzerine. Çeviriyi zaten biliyoruz değil mi? Uyarlama da bir hikayenin, çeviri yapan sanatçının sadece çeviri değil onu hedef kitleye göre yeniden yorumlamasıdır. Örneğin Ahmet Mithat'ın Çengi ile Cervantes'in Don Kişot arasındaki bize göre hali bir Uyarlamadır. Pek tavsiye edilmez çünkü genelde yapan para kazanmak için yapar ama eski dönem yazarlarımız açısından bunun önemi çok büyüktür. Günümüzde de uyarlama adına Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın birçok marşını dahil edebiliriz diye düşünüyorum. Sanırım giriş olarak söylediklerim anlaşılmıştır.
    Çeviriler: Andre Gide'den 'Son Turfandalar, Claude Houghton'dan Uykuda Cinayet (ki bu iyiydi. Yedigün dergisinde yaklaşık 9 sayıda yazılmış bir yazıydı), Liam O'Flaherty adlı yazardan Flüt Çalan Adam, Fransız yazar Samivel'den Kuyruklu Piyano Adası(ki bunda da Robinson Crusoe izleri görülüyordu), İngiliz Edebiyatçısı Manhood'dan Pomega isimli bir köylü kızının hayatı. Son olarak da Meslek Kazası isimli bir hikaye ama yazarı falan belli değildi, ekleyemedim.
    Müthiş Bir Tren. Kitabımızın ismi ve aynı zamanda son hikayesi. Ben diyorum bu ismi nereden hatırlıyorum, okuduktan sonra da hikayeyi nereden hatırlıyorum ve üşenmedim baktım. Az Şekerli ismindeki kitabının ilk hikayesi buydu, tekrar hatırladık güzel oldu. Genel anlamıyla da güzel ve doyurucu bir kitaptı zaten. Unutmadan bahsetmek gerekir ki: İlk hikaye Ecel Atı çok hüzünlü ama bir o kadar da güzel hikayeydi.
    Kitabın bana faydası: Birçok yazar ve eserle tanışmam, bunları not almam ve denk gelirsem okumam üzerine oldu ama sanırım belli başlı sahaflarda ve büyük kitap fuarlarında bunlarla tanışabilirim. Ziyan yok bekleriz.
    Kendinize iyi bakın arkadaşlar. İyi akşamlar diliyorum. Her daim kitapla kalmanız dileklerimle..