• Kurtuluş Savaşı Dönemi'nde Fenerbahçeli futbolcular ve kulübün milli mücadeleye olan desteklerini anlatıyor. Kemal Paşa, Anadolu'ya sürülünce başlattığı Kuva-i Milliye mücadelesi Fenerbahçe tarafından da, padişah ve yanlılarından gizlice yürütülmektedir. Anadolu'daki savaş cephelerine ve köyleri basan İngiliz, Fransız, Yunan çetelerini yok etmek için gönüllü giden vatanseverlere İstanbul'dan yardımlar yapmaya çalışıyor. Fiilen savaş mücadelesi veremeseler de gerekli olan tüm ihtiyaçları vatansever halktan rızaları ile alarak gönderiyorlardı.
    Sadece bununla da kalmıyor, İstanbul'da İngiliz ordusundan oluşan futbol takımı ile de müsabakalara çıkıyor ve gönlü hürriyetle, vatan aşkı ile dolan futbolcular sahada da ellerinden geleni yaparak 11-1, 7-0, 6-2 gibi tarihe kazınan skorlarla maçları alarak halkı milli mücadelede coşturuyor bir nebze de olsa İngilizlerden öçlerini alıyormuş gibi hissediyorlardı.
    Demir Nedim, Leblebi Cemil, Yorgancı Raif, Pervin, Nesrin, Zeki Rıza ve niceleri.. Hepsi canhıraş çalışıyor Anadolu'yu, İstanbul'u, Trabzon'u Türk topraklarından ayırmak isteyenlere müsaade etmiyorlardı.
    Tarihe tanıklık eden bu kitabı Fenerbahçe aşkı ile almıştım ama içinden çıkan o büyük vatan aşkı ile gözlerim dolu dolu kalbim gururlu sonlandırdım.
    Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum, lütfen Fenerbahçe olarak düşünmeyin çünkü Beşiktaş'ı da, Galatasaray'ı da bu milli mücadele uğruna canlarını ortaya koydu.
    .
    Ve son olarak yorumumu Mustafa Kemal Paşa'nın Fenerbahçe'nin İngilizler karşısında çıkacağı son maçından önce yazdığı mektubu ile sonlandırıyorum.
    "İstanbul'daki vazife döneminde de ziyaretine mahsar olduğum Fenerbahçe Kulubü işgal altındaki kentte onurunu, şerefini koruyabilmiş ender kurumlardan biri olarak halkımızın takdirini kazanmıştır. Futbol sporu aracılığı ile işgal kuvvetleri karşısında gösterdiğiniz başarılar İstanbul halkının, İngilizlerin adeta yenilmez bir tanrısal güç olmadığını görmesi açısından son derece faydalı olmuştur.
    Avrupa matbuatından takip ettiğim kadarıyla bu yeni spor dünya üzerinde büyük kitleleri hakimiyeti altına alacak ve gittikçe gelişerek yaygınlaşacaktır. Nice değerli kupalar ve madalyalar için güzide kulüpler birbirleriyle yarışacaktır. Bir futbol kulübü düşününüz ki, dünyadaki bütün kupaları kazansın, bütün madalyaları boynuna taksın ve girdiği her yarıştan galip ayrılsın yine de sizlerin büyüklüğüne erişemez. Çünkü hiçbir kupa, hiçbir madalya bir vatanın sömürgecilere, işgalcilere karşı gösterdiği haklı mücadeleyle kıyaslanamaz. Fenerbahçeli çocuklar! Siz yırtık formalarınızla, çıplak ayaklarınızla ve tüm acılarınızla vatan savunmasını toprak sahalarda yürütmüş, isimleri tarihe altın harflerle yazılacak eşsiz kahramanlarsınız.
    Sizin hayat hikayenizi tarih kitaplarında okuyan dünya sporcuları tüm madalyaları kazansalar, tüm rekorları kırsalar da sizin eşsiz vatanseverliğiniz karşısında kendi başarılarını hiç sayacak ve size gıpta ile bakacaklardır. Bir futbol kulübü dünyadaki tüm kupaları kazansa da sizin tarihinizi kıskanacak ve bu tarihe sahip olabilmek için bütün başarılarınızdan vazgeçebilecektir.
    Türk milletinin altın çocukları, hepinizin gözlerinden öperim."
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
  • Ebu Cehiller kaybetti
    Ümmet kazandı
    Hırs düşmanları
    Hadi siz balkon temizleyin .....
    Bu gibi bir çok yazılar ve haber siteleri ve insanların ağızları %30 luk ya %40 lık kısmını ötekilestirmek nedir?
    Bunu buraya yazıyorum çünkü ömründe 1 kez de olsa siyasi bir kitap açmış bir kesime seslenmek evde kocaları haber kanalı açınca bile tiksinen kocam neyi tutarsa o diyen kesimden daha iyi. Bugün ki yaşadıklarımdan yola çıkarak ... karşıma geçmiş bir kesim kişi whatsaptan "Din kardeşlerim düşmanlara karşı zafer kazandık. Ebu Cehilin yolunda gidiyorlar zalimler" diyor diğerleri de tastikliyor. Sen kimsin de insanı düşüncesinden dolayı din düşmanı ilan edersin kimsin yani... Ki sen kaç mv girmiş parlemento da yüzde kaç başarı sağlamış gibi düşünceye sahip misin ... Kaç tane siyasi kitap okudun kaç kez 7 haberlerini izledin en basiti... Cumhuriyet ülkesinde yaşadığımıza bazen inanmak zor geliyor.. Saygı desem hiç yok. Sanırsın Fenerbahçe Galatasaray maçı.
    Vatana millete hayırlı olsun demek zor bir şey değil bence ..
  • Haram, kelimesi fıkıh terminolojisinde Allah tarafından yasaklanmış eylemleri ifade eder.

    Mesela diyanet görevlileri klima hakkında bir şey söylemeyi belki düşünemez ama SKL Hareketi söyler. Çünkü onlar masalarında yüksek makamlara atanmayı bekler biz düşmeyi. Bazı maddeler üzerinde aslında düşünmek de gerek. İroni ile kaleme alınan aşağıdaki metinlerin birçoğunu düşünmek gerek diye düşünüyoruz. İncelik olmayacaksa zaten doğuştan kalınız hepimiz.

    *Bize sürekli daha fazla yeme cesareti veren soda haramdır.

    *Dünyayı mahveden her şey haramsa çevreye verdiği zarar ölçülemez olan klima neden haram olmasın ki?

    *Jeeplerin hepsi haramdır. Iphonelar haramdır, lüks lokantalar ancak sevgiliyle tanışıldığı gün gidilince haram değildir.

    *Hz. Peygamberin gülerken bir kez bile dişlerini göstermediği dünyada mutlak mutluluk haramdır. Kişisel gelişim saçmalıklarıyla insanlara mutluluk vaad edenler ve buna inanmak da haramdır.

    *Her sabah ve her akşam bize fakirliğimizi hatırlatan metrobüs haramdır.

    *Sohbetin bütün ciddiyetini, vakârını alan, ağzımızda hep kaypak bir tat bırakan güneş gözlüğü haramdır.

    *Bizi adım adım şirke götüren, bunca musibeti omzumuza yükleyen aşk darmadağın edecekse hayatımızı haramdır.

    *Hz Hüseyin’in şehid edilirken, günlerce susuz kaldığı bir iklimde, içilen suyun ikinci bardağı haramdır.

    *Fenerbahçe üzerinden kazanç sağlayan, varlıklarını Fenerbahçe ye borçlu olduğunu unutan Galatasaray ve Trabzonspor haramdır. (Bu madde biraz tarafgirlik kokuyor ama ne yapabiliriz ki? İnandığımız şey budur)

    *Kazancı Bedihi’n soba zehirlenmesinden öldüğü bir kışta, merkezi ısıtma sistemleri haramdır.



    *İhale karşılığı, danışmanlık karşılığı, söyleşi pastası karşılığı kalem satın alan iktidarın her türlüsü haramdır.

    *Yaşamamızın yegâne mazereti, yangında ilk kurtaracağımız ve bizi ilk kurtaracak şey aşksa. Aşık olmamak haramdır.

    *İslam bilakis huzursuzluk dini iken huzuru İslam’da aramak haramdır.

    *İnsanları sürekli mutlu göstermek zorunda olan facebook, herkesi Mevlana hayranı ve şair yapan twitter, sokağından ötesini göremeyenleri Indiana Jones ilan eden instagram haramdır.

    *Güneşimizi, nefesimizi çalan; evsizlik zaafımızı kemiren, dünyanın en iğrenç yapılarını inşaa eden, düşmana atacağımız taş stokumuzu eriten TOKİ haramdır.

    *Kestirmeden götüreceğim deyip turistlere şehir turu attıran taksiciler haramdır, dünyada onca gidilecek yer varken Türkiye’ye gelen turistler de haramdır.

    *Çocukların zihnini menfaatperestlik ile para hırsı ile dolduran Nasreddin Hoca zihniyeti haramdır.

    *İmam Hanbelî’nin Hz Peygamberin nasıl yediğini bilmediğim için yemiyorum dediği karpuzu yemek haramdır. Veysel Karani dişini nehrin kenarında kırarken biz ne yapıyorduk peki?

    *Elimize geçen geçmeyen her şeyi kaybettiğimiz dünyada kazanmak haramdır.

    *Değnekçileri mumla aratan, hayatımızdan bir an önce çıkması gereken İspark haramdır.

    *Annemizin, kız kardeşimizin, yeğenimizin ve hatta sevgilimizin yüzüne doya doya bakma fırsatı vermeyen, bizi birbirimize özletmeyen akıllı telefonlar haramdır.

    *Bankerlerden farkı olmayan, kan emiciler gibi iliğimizi kurutan emlakçılık zihniyeti haramdır. Emekli öğretmenlere daha çok maaş verilsin ki artık bu tür işlerle uğraşmasınlar. Zaten 25 yıl..

    *Üç şeyden korkun der İbn-i Arabî: Allah’tan, nefsinden ve Allah’tan korkmayandan. Biz ise Allah’tan kokmayanlardan korktuğumuz kadar Allah’tan korkmuyoruz. Allah dışında başka bir şeyden korkmak haramdır.

    *Her günü anlamasız bir eziyete dönüşen yaşamak haramdır.

    *AKP, CHP, MHP, BDP, ANAP, DOĞRU YOL, SP, TKP, ÖDP, LDP. Hepsi haramdır. (Haydar Baş hariç)

    *Hangi taraftan olduğunun bir önemi olmadan, savaşta çocukların ölmesi haramdır.

    *Aradaki bağı yıllardır çözemediğimiz, eltilik, görümcelik, baldızlık müessesesi haramdır.

    *Herkesin, her kurumun,her cemaatin,her siyasi partinin sürekli olarak gömlek değiştirdiği ülkede, siyasetten anlamayız ama münafıklık haramdır.

    *Selamların en güzeli Venezuella ve Şili devlet başkanlarına olsun. Suud Kralı, Mısır diktatörü ve Markel, hem çirkin, hem haramdır.

    *Ömrümüzü heba eden, yaşama sevincimizi kursağımızda bırakan üçgenin iç açıları toplamı, kuvvet yasası, mitekondrinin çalışma sistemi ve sinüsünden tanjantına kadar bütün matematik sistemi haramdır.

    *Küresel güce, NATO’ya,Birleşmiş Milletler’e, asgari ücrete, patron koltuğuna, emek hısrızlarına, dünyanın dengesine inanmıyoruz . Hepsi haramdır.

    *Adı H ile başlayan ismini anmak istemediğimiz kişi orada doğduğu için Yozgat haramdır.

    *Somali’de açlıktan ölenler var. Çünkü İngilizlerin onlara öğrettiği dine göre; okyanusta bulunan dünyanın en nadide somon balıklarını yemek haram.

    *Kadınların ulu orta yerde kahkaha atması edebe aykırı, haramdır demiş bir politikacı. Bunu gündem değiştirmek için sinsice medya önünde söylemek de haramdır.

    *Çıldırmış bir halde kıyamete yaklaşan dünyada akıllı kalmak haramdır.

    *Ebu Zer yalnız doğdu, yalnız yaşadı ve yalnız öldü. İhtiyaçtan fazla dost edinmek haramdır.

    *Üstüne vazife olmayan sözler söyleyen, fetva bile alamazken size fetva veren İzdiham da haramdır.

    SKL Hareketi Fetva Dairesi Başkanlığı

    Ya Bizim Efkarımız da Haramda
  • Bir kalemin sıcaklığını hissedilebilir misiniz? Gerçek bir sıcaklık, bize bizi anlatan, bizden birinin kalemi.

    Orhan Kemal kendi hayatını anlatırken bizim hayatımıza nede güzel dokunmuş.
    Kendi çocukluğumuzda dolaşıyoruz, gençliği anımsamıyoruz, gelecek beklentilerimzin yıllarca önce yaşamış bir gencinkiyle aynı olduğunu tasavvur ediyoruz.

    Mahallemizin gençliği vardı diye başlayan bir baba sözü anımsıyorum. Tuttuğu takımın alt kulübüne yerleşme hayali olan, genç, yürekli, hayatı mahallesinden ibaret olan bıçkın delikanlıları. Ah! Nerde o günler. Fenerbahce, Galatasaray, Beşiktaş'ta futbolcu olma hayalleri ile halı sahalarda koşturan genclikler. Keşfedilme, keşf edilebilme olasılığının yuksek olduğu yıllar 1960-1990 lı yıllar. Şimdi keşifler de yok, imkanı olanin seçilme için kapıştığı seçmeler var. Hayallerin bağlı olduğu yastıklar ve mahalle arası maçlar yok. Her sey profesyonel.

    Orhan Kemal hayatından kesitler yazmış. Onunda hayali Fenerbahcede oynamak. Sonra sevdalarına ortak etmis bizleri. Buluşmanın gizli haberlerin ulaklar ile oldugu zamanların sevdalarını anlatmış. Saf sevgi birine adanmanın ince ruhlu olduğu günleri. Büyük hayallerin baş rolünde tabi ki taşı toprağı altın Istanbul. Ah! bir para olsada gidilse ne işler yapılır, herkese ekmek var denilen Istanbul.

    Tüm hayaller istekler yaşanır da hayalkırıklığını insan yaşadığı şehirde dindirir. Gidersin taşına toprağına altın dediğine bakarda dönersin seni büyüten Çukurova'nın insaflı kollarına. Hemen hemen her romanında anlatır yazar Çukurova'nın fabrikalarını, ağalık sistemini, işçileri, gözetilmeyen hakları...
    Yinede ekmeğini bulursun. Kıt kanaat geçinir, fabrikada yasar fabrikada dostunu tanır, aşık olur, hayatı öğrenirsin. Hayat okulu niteliği sayılan fabrika koridorları...

    Diplomanın kiymetli oldugu yıllar. Hani bir ortaokul olsa ne de iyi lise olsa bankada memur olunur. Yüksek okul hayali ya da gercegini yaşamak fırsatı seni ağanın ağası yapar öyle kıymetli bir okumak. ( ister istemez kıyas yaparken buluyor insan, nerden nereye geldik. Simdi bir degil iki yüksek okul seni bir yerlere getirmiyor. Okumuş, işsiz, kıymetini yitirmiş diplomalarla yitip giden gençikler. Her seye rağmen, okumanın kıymetli oldugu yılları okumak guzel.)

    Toplumun çeşitli yönlerine değinir yazar. Aileden uzak yaşayan bir gencin hem yitik bir yanı hemde özgürlüğün tadını aldığı zamanları. Birde aile büyüklerinin tatlı acı varlığı. Katı kisilikleri ile çoğu zaman anneanne-babaanneler. Ailen yanında olmasada baba evindesindir. Baba evi nasıl bir varlığın tabiridir. Güçtür, sorumluluktur, güvendir. Babası siyasete karışmış bir cocuksanız bir de onun oğlu damgası vardır. Toplumda bir söylenti vardır; her koyun kendi bacağından asılır. Kime ne! Yoksulluk diz boyu olur. Anne baba basta yok çalışmak zorunluluktur.

    Yoksuluk Anadoluda her ailenin kaderi olmuş birde yoksulluğun gebe olduğu çaresizlik var. Tüm bunlar yaşanırken birde birlik olmak var. Evlenirken mesela, altınlardan, ev eşyalarına ödünç alinabilinen bir zaman. (Bu zamanda olsa ortada evlilik olmaz. O zamanın insanlarının çocukları bile olsak bu zamnada kati suretle böyle bir evlilik olmaz. Peki annelerimiz neden kabul etti. Saf aşk mı? Adanma mı? Yoksulluğun herleste oluşu mu?)

    Bilindik senaryolar oldugu icin bolca spoi kullandım. Zaten Orhan Kemal denilince bir Adana sokağında bir delikanlı ile olan macera olacağı kesindi. Ben biraz günümüzle kıyas yaptım. Istemsiz bir kıyastı. Yazarın dili o kadar bizden ki Toplumcu Gerçekçi yazarlar iyiki varlar. Bizi bize anlatan güçlü kalemleri okumak her zaman toprağına bağlılığı bir kök dahq güçlendirir. Kendi edebiyatımıza deger vermeli, ara ara özümüzü hatırlamak ve zamana yolculuk icin okumalıyız.

    Orhan Kemal'i okutan bir diger özelliği de karakterleri baska eserlerde de kullanıp, okuyucuya küçük hafıza oyunları oynamasıdır.

    Bu ülkenin Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Hüseyin Rahmi, Nazım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar... gibi daha bir çok güçlü kalemi var. Edebiyatımızı ihmal etmiyelim. Dünya edebiyatindan esinlensek de içinde barınan duygular bizim.

    Keyifli okumalar!
  • Bir Beşiktaşlı olarak Galatasaray'ın 21. Şampiyonluğunu kutlar, gelecek yıl Şampiyonlar Ligi arenasında ülkemizi layığıyla temsil etmesini dilerim. Ayrıca büyük emek gösteren takımımı, Başakşehir ve Fenerbahçe kulüplerini tebrik ederim. Umarım gelecek sezon da ligimizde güzel bir rekabete şahit oluruz.
  • Galatasaray'ın 7 kişi olduğu doğru değildir. Onların elemanı çoktu. Gerçi maça 7 kişi başlamışlar, sonra 10 kişi olmuşlardır.
    Ahmet Ercanlar
    Sayfa 24 - Rüştü Dağlaroğlu
  • Öncelikle hakem prosedürü çok iyi işledi... Fenerbahçe-Galatasaray maçında yardımcı hakem 5 dikişle maça devam etti. O maçın oynanmaması gerektiğini söylediğimde Digitürk'ten kovuldum. Bu tür maçları oynatırsanız, olayların önüne geçemezsiniz. Maç hükmen Beşiktaş'ın... Onun haricinde Fenerbahçe'ye, olaylara karışanlara ağır ceza gelir. Polis, seyyar kamerayla çekim yapıyor. Bu işten sarı-lacivertliler büyük zarar görür.