Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman’ın Türkiye'de kişisel gelişim ve başarı yönetimi alanında adeta bir fenomen haline gelmiş, milyonlarca okura ulaşmış en önemli eseridir. Kitap, bireyin kendi hayatının iplerini eline alması ve potansiyelini keşfetmesi üzerine kurulu güçlü bir manifesto niteliğindedir.
Mümin Sekman bu çalışmasında, insanların başarısızlık karşısında geliştirdiği en büyük engellerden biri olan öğrenilmiş çaresizlik sendromunu mercek altına alır. Hayatın zorlukları karşısında atalet içinde kalmayı, sürekli başkalarını suçlamayı ve kaderci bir yaklaşımı reddeden yazar; başarının tesadüf olmadığını, sistemli bir çalışma, doğru düşünme biçimi ve sarsılmaz bir kararlılıkla elde edileceğini savunur. Kitap, bireye "Eğer hayatında bir şeyler değişsin istiyorsan, değişimi başlatması gereken kişi aynaya baktığında gördüğün kişidir" mesajını çok net bir şekilde verir.
Yazarın akıcı, motive edici, teorik bilgiler yerine gerçek hayattan başarı hikayeleri ve pratik analizlerle örülü dili, okuyucuyu hızla harekete geçmeye davet eder. Kendi sınırlarını aşmak, içindeki gücü uyandırmak ve hayatına yeni bir yön vermek isteyen herkes için ufuk açıcı ve cesaret verici bir başucu rehberidir.
Sonunda Salih Uyan kalemi ile tanıştım.
günümüz teknolojisinin özellikle çocuklar üzerinde iyi ve kötü yanlarını ele alan, doğru kullanılmadığı taktirde masumca yapılan bazı şeylerin bile felaketlere yol açabileceği işlenmiş
Bence mizahı da fena değil bir kaç yerde kahkaha bile attım
Nasıl Fenomen Oldum?Salih Uyan · Carpe Diem Kitapları Yayınları · 2020101 okunma
Kıymetli Küçük Şeyler // Janelle Brow // Altın Yayınları
Selam bu kitabı gördüğümden beri ve arka kapaktaki "Sırlarla ve yalanlarla dolu şok edici bir dolandırıcılık hikayesi" yazısı benim merak etmemi sağladı.Kitap sosyal medyanın parıltılı yüzüyle,gerçek yüzünü ve yaptırdıklarını da gösteriyor.Sirlarla dolu,güven ve içtenliğin ne kadar ince bir çizgide olduğunu gösteriyor.
İki ayrı kadın birisi dolandırıcı,birisi zengin ve fenomen olan bir varis.Bu iki kadının bir anda yolları kesişir.Nina annesiyle yaşar ve yıllardır ordan oraya taşınıp hayatlarına devam ederler.Nina annesi gibi olmak istemediği için üniversiteye gider.Fakat okul bitince kredi borcu ve istediği işi bulamaması,bir de annesinin kanser olmasından ve masrafları nedeniyle yapacak bir hiçbir şey kalmaz.Ayrıca kanında olan meslekten uzak durmak istemesine rağmen şartlar onu buna sürükler.Annesi onu Lachlan ile tanıştırır.Nina ve Lachlan beraber birçok iş yaparlar.Birgün Nina'yı polisler arar.Çünkü onu biri ihbar etmiştir.Nina gitmek zorunda kalınca,Lachlan ile yeni bir av için yola çıkarlar.Artık Ashley Smith ve Michael O'Brien'dir.
Vanessa ise dışarıdan kusursuz,pırıltılı hayatı olan,zengin bir yaşamın güçlü varisi ve bir sosyal medyada fenomen olarak ünlenmiş görünür.Ama aslında aile içi çatışmalar,psikolojik sorunlar yaşayan aile bireyleri olan bir aile içindedir.Ebeveynleri aralıklı vefat eder.Kardeşine de şizofreni teşhisi koymuştur.Birde nişanlısının yaptığından sonra derin yaraları olan bir kadındır artık.Ama diğer en önemli olan şeyse Nina ve Vanessa'nın bir ortak geçmişi vardır.Nina geçmişinin intikamını almak ve onu dolandırmak için yeniden,geçmişte güzel ve kötü günleri yaşadığı Tahoe Gölünde bulunan Vanessaya'nın malikanesine ait kulübeyi kiralarlar.Nina intikam almak isterken
David Benatar’ın temellendirdiği antinatalist felsefe, insanlığın varoluşa dair ürettiği en radikal, en ödün vermez ve rasyonel meydan okumalardan biridir. Bu düşünce, yaşamın getirdiği trajediyi geçici tesellilerle ya da sahte iyimserliklerle örtbas etmek yerine, varoluşun kökündeki asimetriyi ve ahlaki sorumluluğu doğrudan masaya yatırır. Yazar, bu iddialarını temellendirirken oldukça güçlü mantıksal önermeler sunar.
Benatar’ın felsefesinin merkezinde, var olmak ile hiç var olmamış olmak arasındaki ahlaki asimetri yer alır. Bu yapısal mantık şu şekilde işler:
Acının Varlığı Kötüdür: Dünyaya gelen her canlı, kaçınılmaz olarak fiziksel ve zihinsel acıya maruz kalır. Bu durum nettir ve kötüdür.
Hazzın Varlığı İyidir: Yaşamın içindeki tatminler, başarılar ve zevkler iyi olarak kabul edilir.
Acının Yokluğu İyidir: Hiç var olmamış birinin acı çekmiyor oluşu, mutlak bir iyiliktir. Bu durumdan mahrum kalacak bir özne olmasa bile, acının sıfırlanması nesnel olarak olumludur.
Hazzın Yokluğu Kötü Değildir: Hiç var olmamış bir insan, hayattaki hazlardan mahrum kaldığı için üzülemez veya bir yoksunluk hissedemez. Dolayısıyla, hazzın yokluğu bir dezavantaj veya "kötülük" teşkil etmez.
Bu asimetrinin rasyonel sonucu şudur: Var olmamak her halükarda var olmaktan daha kazançlı bir durumdur. Kumar masasında kaybetme ihtimali kesin olan, kazanma ihtimali ise sadece önceden var olan bir eksikliği gidermekten ibaret olan bir oyuna hiç başlamamak en mantıklı tercihtir.
Benatar’a göre insan türü, evrimsel süreçte hayatta kalabilmek ve neslini sürdürebilmek için kronik bir Pollyannacılık geliştirmiştir. İnsanlar geçmişteki acıları çabuk unutmaya, geleceğe dair sahte umutlar beslemeye ve kendi yaşam kalitelerini gerçekte olduğundan çok daha yüksek görmeye ayarlıdır.
Felsefi
Çok beğendiğim söylenemez açıkçası. Yazım dili çok basitti. Bir günde bitirdim hatta bitiremedim son 30 sayfada sinirlenip bıraktım. Herkesin yazabileceği, üzerinde düşünülmemiş bir kurgu olduğu çok bariz bir şekilde belliydi. Kitabın gelişi bir fiyaskoydu zaten ürün içeriğimde eksik çıkmıştı( Yayınevinin sitesinden aldım)
Kitapta kadın karakterimiz fenomen bir hemşire. Ama tabi öncesi böyle değildi yıllarca kazanmak için hazırlandığı sınavda düşük puan alınca sosyal medyaya bir tepki videosu yüklüyor. Video patlıyor. Ailesi onları rezil ettiğini söyleyerek sırtını dönüyor. Babasıda tercih döneminden sonra tercihini değiştirip hemşirelik seçiyor. Zor bela bitiriyor ama çok ünlü bir fenomen oluyor ve lakabıda Asalak Fenomen oluyor. Kızımız bir gün rahatsızlanıp doktora gidiyor ve bu doktor ana erkek karakterimiz. Erkek karakterimiz birşeyi olmadığını, kahveden dolayı olduğunu söylüyor. Kadın sinirleniyor ve adama özel bir tepki videosu yayımlıyor ama tabikide düşünemediği şeyler oluyor. Stajını o hastanede yapacağı gibi.
Dediğim gibi konusu çok basit. 300 sayfa gibi bir sayfa sayısı var çok ince. 1 günde biter ben birkaç saatte bitirdim.
Erkek karakterimiz Merthan bekar bir baba ve 5 yaşında bir oğlu var bu arada.
Kızımızın adıda Feyza.
Ben 2,5 veriyorum oda ortası iyidi sonlara doğru ve başında kriz geçiricek kadar sıkıcı olmaya başladı sadece.