" 'Yalnızca önümde durup da beni, kendisini yemeye davet eden bir hayvanı yemek istemiyorum o kadar,' dedi Arthur, 'bu insafsızlık.' 'Yenilmek istemeyen bir hayvanı yemekten iyidir.' dedi Zaphod."
"Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bitek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. "
"Biz bu püsküllü belayı zorla başımıza aldık. Her ne çektiysek kendi beyinsizliğimizden. Bizde bu kafa varken bizim gibilerine bir değil, on Zübük az gelir."
"Biz neden böyleyiz? Öyle ya canım, bu anasının oğlu, babası belirsiz Zübük başımıza getirmedik bela bırakmamış. Hepimizin ayrı ayrı canını yakmış. Biz herbirimiz bunun ipini çekmeye gönüllüyüz, öyleyken neden bu uğursuzu daha aramızda yaşatırız, neden yalanlarına inanmayız da inanır görünürüz?"