Kitapla ilgili sitede bulunan incelemeler yeterince bilgi verici zaten. Benim söylemek istediğim ise 1982 basımı Fatih Özgüven çevirisiyle ilgili. 64,110,164 ve üç yüzlü sayfalardan birinde karşılaştığım Humbert Humbert 'ın Lolita' ya karşı beslediği duyguları "kızılbaşlık" ifadesiyle çevirmesi okuyucu olarak beni rahatsız etti. Biraz araştırınca bu kelimeyi "incest" kelimesine Türkçe karşılık olarak kullanmış olduğunu gördüm. Umarım yeni basımlarında olması gerektiği gibi düzeltilmiştir.
Elimde bulunan Amok Koşucusu 1981 yılında basılmış, yayınevi Cem olan bir kitap. Kitabın kapağında Ünlü Flaman ressamı ve Stefan Zweig'in dostu Frans Masereel'in gravürü bulunuyor. Amok Koşucusu adlı hikayeyi okumadan önce kapağı -nedendir bilmem- Zweig adıyla bağdaştıramamıştım. Ancak bu hikayeyi okuduktan sonra bir Amok koşucusu böyle tasvir edilebilirmiş hissi uyandırdı bende. Bu basımında 7 ayrı hikaye birden bulunmakta. Birbirlerinden konu itibariyle bağımsız görünüyor. Okurken Zweig'i romantik bir yazar olarak dikilmiş buldum karşımda. Hikayelerin tamamında ortak nokta bu gibi geldi bana. Karamsar,bedbaht ve her defasında bir acı deneyimle yeni şeyler edinen kahramanlar yaratmış Zweig. Hikayeler akıcı bir dille kaleme alınmış bu sayede okurken sıkılmıyor insan. Kelimeler ve dahi cümleler birbiri ardınca varlıklarıyla bir sonrakini tamamlar vaziyette sıralanmış. Bir duvarı oluşturan tuğlalar gibi hepsi gerekli ve yeterliydi. Kitapta en beğendiğim hikaye sanırım "Yakıcı Sır" oldu. kitapta adı geçen "Kadın Ve Tabiat" ile "Çocuk Bakıcısı" adlı hikayeleri ayrı bir şekilde bulamadım. Belki de daha sonraları farklı adlarla anılmış iki ayrı hikayedir. Bu hikaye kitabı Zweig'den eserlerin kütüphaneme ekleneceğinin kanıtı olmuş oldu.
Keyifli okumalar.
Sanırım kitabı okurken kendimi kitaba dahil edemedim. Beklentimin yüksek olduğu bir kitaptı. Hakkındaki yorumlar buna neden olmuş olabilir. İlk basım yılı 1899 , uyarlamaları 1979 ve 1993. Açıkçası iyi bir şey çıkacağı inancına hala sahibim. Okuduğum zaman ile ilgili problemlere vermek istiyorum ,kitabı anlamayışımı. Daha sonra tekrar okuyacağım. O yüzden okumadım sayacağım :)
Kişi kadrosu çok yoğun olan, romandaki her insanın romanın bir yerinde başkahraman koltuğuna oturduğu bir eser. Ayfer Tunç'un okuduğum ilk kitabı. Başka kitaplarını da okuyacağım mutlaka. Bir konuya, bir kişiye bağlı kalmayan bu romanı birkaç kahraman çevresinde gelişen olaylardan uzaklaşmak isterseniz okuyun derim.