Dünyada birlikte olmam, sarılmam gereken tek kişi vardı, hayatımın tek merkezi başka bir yerdeydi ve kaba oyalanmalarla boşu boşuna kendimi kandırmam hem kendime hem de ona saygısızlıktı.
Masumiyet Müzesi ni Kemal'e olan öfkem yüzünden aylar önce aniden bırakmıştım. Kemal'e olan öfkemi ya şu an çektiği derin acı ve bu acının tasviri ya da aradan geçen zaman hafifletti. Ama hala anlamakta zorlanıyorum, aşkı bu kadar büyükken ve canı bu kadar yanarken hala asla konfor alanından çıkmayı düşünmüyor ve "en kötü ihtimal" i aşık olduğu kızla evlenmek olarak görüyor.
Nasıl yani, gerçekten mi??
İzmaritin onun dudaklarına değmiş ucunu, tıpkı bir yaraya dikkatle pansuman yapan şefkatli bir hemşire gibi, yanaklarıma, gözlerimin altına, alnıma, boynuma hafif hafif dokundurdum.