Bu keder ve umutsuzluk anlarımda "Ben bir fakir tezgahtar kızıyım, siz ise çok zengin bir fabrikatörün oğlusunuz," diyen kızlar, hatta aşk acılarını içlerine atıp sevgililerini uzak akrabayı görme bahanesiyle şoförlü arabalarıyla ziyaret eden kederli erkekler bile etkilemedi beni.
Çünkü benim dünyamda yaşayan ve benim durumuma düşen Türk erkeklerinin çoğu gibi ben de, delice aşık olduğum kadının aklından neler geçirdiğini, onun hayallerinin ne olduğunu anlamak yerine, onun hakkında hayaller kuruyordum yalnızca.
Böyle zamanlarda aşkımı yaşayışımdaki gösterişe meraklı, kendini önemseyen yanı fark eder, bu zaafımın da aşk dediğim acıyı derinleştirdiğini anlar, arınırdım.