İlk kitaptan kat ve kat daha iyiydi. Yine çok akıcıydı bence, 650 sayfayı 5 günde falan bitirdim. Bu kitabı okuyunca ilk kitaptaki bazı olaylar o kadar kafada oturuyor ki gerçekten bu kitabı okumadan ilk kitap bir hiç diye düşünüyorsunuz. Zaten asıl hikaye asıl olaylar bence bu kitapta. Feyre'nin karakter gelişimini ve bunun gayet yavaş ilerlemesini ben sevdim açıkçası. Hem duygusal olarak hem de her şeye çok çabuk adapte olmaması, güçlerini birdenbire değil zamanla keşfetmesi falan çok iyiydi. Eğer Feyre birdenbire bütün güçlerini keşfetse ve kullansaydı bana çok mantıksız gelirdi. Rhysand'le ilişkilerinin evrimi de çok çok güzeldi. Önce düşmandılar, sonra arkadaş oldular, sonra sevgili ve en sonunda da eş... Rhysand'in o kadar çok övüldüğünü duymuştum ki acaba abartılıyor demiştim ama o kadar güzel bir karakterdi ki az bile söylenmiş. Of ki ne of, her anlamda tatmin eden bir erkek karakterdi kesinlikle, aşırı sevdim. Hikayeye eklenen diğer karakterler Mor, Cassian, Azirel ve Amren de çok merak uyandırıcıydı ve güzeldi. Feyre ile olan arkadaşlık bağlarını çok sevdim, herhalde hep onları okusam kitap boyunca sıkılmazdım. Özellikle merak uyandıran bir kısım da Cassian & Mor & Azirel üçlüsünün ilişkisiydi. Cassian ve Mor'u öğrendik az buçuk ama ben Azirel'in duygularını da çok merak ediyorum. Tamlin'e gelecek olursak herkes yazar karakteri harcamış demiş lakin, Feyre'nin de kitapta dediği gibi aşkın fazlası zehirlidir. Bence yazarın tam da anlatmak istediği buydu. Üstelik herkes her zaman göründüğü gibi değildir. Yani Tamlin ilk başta iyi, nahif, güzel seven bir karakter gibiydi ama kaybetme korkusundan mı bilinmez Feyre'yi bir yerden sonra takıntılı hale getirdiğini düşünüyorum. Onun üzerinde baskı kurmaya çalışması, eve kapatması, korumak adı altında kısıtlaması;