Ayfer Tunç a ait okuduğum ilk kitap. Kitabın anlatım tarzı çok farklı. Kitap günlüklerden oluşuyor. Bir erkek ve bir kadına ait günlükler. Birbirinden tamamen farklı yasamlara ait iki insanın aynı tarihlerde tuttukları gunlukler bir yerden sonra birbiriyle kesişmeye başlıyor. Farklı yaşamlarda benzer bir kaderi paylasiyorlar Ekmel Bey ve Derya Hanım. Iki karakterin yolları kesiştiginde insanın içinde kopan fırtınaları bastırmak için başvurduğu sahte kimliklerde kendisini anlama telaşına şahit oluyoruz.
Bu kitap kadın-erkek ve aile ilişkilerini kahramanların kendi iç hesaplasmalariyla vermiştir. Kitapta mutsuz evlilikler, kavusulmayan sevgililer, aile içi iletisimsizlik, hayatın anlam arayışı üzerine ince tespitler dikkat çekiyor.
Kitaptan bazı alıntılar ise şöyle;
"Kadin gidince evin dokusu bozulur,susuz kalmış çiçeğe benzer,solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur,Ev ağırlaşır."
"Yıllar boyu yanmaktansa için için, boş odalarla dolu bir evde boşluk buyutmektense; ipin üstünde yürümekten başka nedir bir hayat?"
"Ayrılmak;gidenin, kalanın kucağında bir kucak kor bırakmasıdır. "