Çocukluğumda televizyonda sıkça rastladığım gecekondu haberlerini anımsattı. Hiç kimsenin inkar edemeyeceği bir sosyolojik sorundu aslında gecekondu hayatı. Bin türlü umutla köylerini terk eden insanların özellikle taşı toprağı altın diye geldiği İstanbul’da kendilerini kabul ettirme çabasını en iyi yansıtan şeydi gecekondular. Şehrin kıyısına tünemiş; ne şehirli olabilmiş ne de köylü. Bir yanları hep eksik yaşayıp gitmiştir gecekondu sakinleri. Kendi elleriyle yaptıkları, çamurla sıvadıkları tavuk kümesi diyebileceğimiz evlerinde huzurla yaşamak bile onlar için bir lüks. Gecekonduların her birinde ayrı bir dram ayrı bir yaşam mücadelesi var. İşte Selahattin ile Mediha’nın gecekondusunda da diğerlerinden çok farklı bir yaşam yok. Akan dam, kuru ekmekle yetinilen sofralar, yamalı kıyafetler, hasta çocuğuna ilaç alamayacak kadar parasız…
Öyküyü okurken boğazım düğüm düğüm oldu. Güldüren tek şey Selahattin’in yaşama meydan okuyan espiri anlayışı. Bir de Sevim ve Fikret’in aşkı.
Kitapta 11 öykü vardı. Kitaba adını veren en uzun öykü “ Gecekondu” öyküsüydü. Diğer öykülerin hepsi de birbirinden güzeldi. Konu olarak memurların yaşam sıkıntısı, geçim derdi, kurumların işleyişi, adaletin keyfe göre işleyişi… Her öykü birer hiciv niteliğindeydi.
Ha şunu da unutmadan söyleyeyim 1950’de ilk basımı yapılan bu kitapta anlatılanları okuyunca 2025 yılında halen bir şeylerin değişmediğini görmek üzücü
Çok keyif alarak okudum. Kesinlikle tavsiye ettiğim kitaplar listesinde.
GecekonduMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2002290 okunma
Polisiye okumayı sevenler için güzel bir öneri.
Komiser Çınar gece yarısı otobanda kendisini takip eden bir kamyonette parlayan gümüş yüzükle geçmişin izlerine geri döner. O yüzük ona geçmişte yaşadığı bir olayı hatırlatır. Eski bir meslektaşının parmağında daha önce gördüğü bu yüzük ne ifade ediyor?
O akşam geçirdiği kazayla hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır. Bu bir kaza mı yoksa cinayet mi? Suçlu kim?
Çınar komiseri neler bekliyor? Hepsinin cevabını kitabı okurken öğreneceksiniz.
Okurken adalet, dürüstlük ve meslek ahlakına dair detaylarla yüzleşiyorsunuz. İnsan mesleğin gereğini yerine getirmek için ne kadar dürüst davranabilir? Bir seçim yapmanız gerekirse bu iş ahlakına uygun mu olmalı yoksa duygusal davranarak bir şeyleri görmezden mi gelinmeli?
Güzel sorgulamalarla sizi baş başa bırakan bir kitap.
Kitapla ilgili ufak bir eleştirim olacak; çok fazla tekrara düşmüş olması. Aynı cümleleri tekrar tekrar okumak biraz sıktı. Ama konu itibariyle güzel. Yazarın üslubu da çok keyifli.
Macera,tarih, dostluk konularını sever misin? Cevabın evet ise bu kitap tam sana göre. 5 serilik kitabın ilki Tılsımlı Kolyenin Peşinde”
İnsanların zihninden geçen fakat dile dökmedikleri düşüncelerini öğrenmek nasıl olurdu? Bunu öğrenebileceğin bir kolye olsaydı kullanır mıydın?
Eymen, Eylül ve Soner üç samimi arkadaştır. Okullarının İznik’e düzenlediği geziye büyük bir heyecanla katılırlar. Eylül gölün sularının altında tarihi kalıntılar olduğunu ve bunları görmek istediğini arkadaşlarına söyler. Gezi esnasında bir yolunu bulup Soner ile keşfe çıkar.
Bu keşifte onları hiç beklemedikleri olaylar bekler. Çocukların keşif macerasına ortak olmak isterseniz kitabı okumanızı tavsiye ederim.