Bu kitabı kelimelere, cümlelere dökmek gerçekten çok zor… Bu yüzden bu kez karakterleri ya da olay örgüsünü anlatarak başlamayacağım. Çünkü Asılacak Kadın, karakterlerin ötesinde, doğrudan toplumsal bir yaraya dokunuyor.
Romanda karakterlerin fiziksel olarak neredeyse hiç tarif edilmemesine rağmen, cümlelerin tonu, anlatımın sertliği ve dili sayesinde onların tipleri, sesleri ve konuşma biçimleri okurken zihinizde çok net canlanıyor. Bu kadar kısa bir romanın bu denli derin, sarsıcı ve ağır bir etki bırakması beni gerçekten şaşırttı.
Aslında bu bir roman olmanın ötesinde, sert bir yüzleşme. Kadınlar adına yine erkeklerin konuştuğu, sözde kurtardığı, karar verdiği; kadınların ise sesinin çıkmadığı, çıksa bile dinlenmediği yıllardır süregelen aynı düzen. En acı olanı ise kitabın yazıldığı dönemden bugüne çok az şeyin değişmiş olduğunu fark etmek. Halâ kadınların neyi, nasıl yapması gerektiğine başkalarının karar verdiği bir düzende yaşıyoruz.
Bu yüzden Asılacak Kadın, okurunu rahatlatan bir kitap değil; rahatsız eden, sustuğumuz yerleri işaret eden ve kapattıktan sonra bile zihinden çıkmayan bir metin.