Ferhat atlar

Ferhat atlar
@ferhatatlar
Şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Sarıkamış Harekâtı İncelemesi (1914–1915) Sarıkamış Harekâtı, 22 Aralık 1914’te başlayıp 5 Ocak 1915’e kadar süren, Osmanlı Devleti’nin Kafkas Cephesi’nde Ruslara karşı başlattığı büyük bir kuşatma planıdır. Harekâtın amacı, Rus ordusunu ani bir manevrayla çökertmek ve Kafkasya’da üstünlük sağlamaktı. Harekâtın başındaki isim olan Enver Paşa, genç yaşına rağmen büyük yetkilerle karar alabilen bir komutandı. Vatanseverliği tartışılmaz olsa da, hızlı ve kesin zafer isteği onu büyük bir risk almaya yöneltti. Bu noktada mesele ihanet değil, tecrübe eksikliği ve gerçekçi olmayan bir planlamadır. Plan kâğıt üzerinde güçlü görünse de, sahadaki gerçekler çok farklıydı: • Askerlerin büyük kısmında kışlık kıyafet yoktu • Erzak ve mühimmat desteği yetersizdi • Ordunun hareket ettiği coğrafya son derece zor ve dondurucu idi Bazı Alman danışmanlar ordunun hazır olmadığını belirtse de, harekât başlatıldı. İleri emri verildiğinde, alt kademedeki komutanlar da bu emri uygulamak zorunda kaldı. Sarıkamış’ta asıl düşman çoğu zaman Ruslar değil, doğanın kendisiydi. -40 dereceyi bulan soğukta, aç ve yorgun askerler donarak hayatını kaybetti. İnsanın en büyük düşmanının doğa olabileceğini açıkça gösterir. Ancak bu felaket kaçınılmaz değildi. Daha iyi planlama, lojistik hazırlık ve uygun zamanlama ile bu kadar büyük bir kayıp önlenebilirdi. Bu nedenle Sarıkamış sadece bir kahramanlık destanı değil, aynı zamanda stratejik hataların ve aşırı riskin ağır bedelidir. Sonuç olarak, yaklaşık 90.000 Osmanlı askeri hayatını kaybetti. Bu askerler, yetersiz şartlara rağmen emirlere uyarak ilerledi ve çoğu savaşmadan, doğa şartları nedeniyle şehit oldu. Bu yönüyle Sarıkamış, hem derin bir insanlık dramı hem de tarihsel bir ders niteliğindedir.
SarıkamışOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi Yayınları · 202172 okunma
Reklam
Psikoloji
Puan vermedi·56 syf.··
2025 65. kitabı
Stefan zweıg Kalemi almış olduğu bir kalbin çöküşü, başkalarını çok fazla düşünen bir insanın, kendi iç dünyası ile yapmış olduğu bir mücadeledir. Eserde yaşlı bir adamın korumaya çalıştığı kızın ve sözünü geçiremediği ailesinin, hayatını feda etmiş olduğu insanlar tarafından unutulduğunun. Vermiş olduğu acıyı anlatıyor, benim okuduğum bu eserde ; bir insanı hastalık öldürmez, sevgisizlik, ilgisizlik, unutulmuş olmanın verdiği acılar öldürür...
Bir Kalbin ÇöküşüStefan Zweig · Can Yayınları · 201820,5bin okunma
Zengin züppelerinin yoksulları öldürdüğü bir eser
Puan vermedi·72 syf.··
2025 50. kitabı
Sabahattin Ali’nin Ses adlı öykü kitabı, yoksulların çaresizliğini, zenginlerin duyarsızlığını ve toplumun vicdansız yapısını gözler önüne serer. “Köpek” ve “Sıcak Su” gibi öykülerde, yoksulların değersizleştirildiği bir dünyada, köpek sadece bir figür, sıcak su ise kaybolmuş merhametin sembolüdür. Yazar, toplumun sınıfsal adaletsizliğini anlatırken insana dair umut ışığını da arar. Ancak o ışık çoğu zaman söner; çünkü Sabahattin Ali’nin dünyasında insanı öldüren şey açlık değil, başkalarının ilgisizliğidir.
SesSabahattin Ali · Can Yayınları · 20197,8bin okunma
Her sanık suçu kanıtlanana kadar suçsuz dur.
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
1. Hakikate sadakat: Bu savunmaların en güçlü tarafı, konuşan kişinin — bedelini ne olursa olsun — inandığı gerçeği savunmasıdır. Sokrates zehri içmeyi seçti ama düşüncesinden dönmedi. Galileo fikirlerinden vazgeçmiş gibi yaptı ama “E pur si muove” diyerek bilimin onurunu korudu. Dimitrov, Nazi mahkemesinde Hitler’in yüzüne karşı “Ben suçlu değilim, siz suçlusunuz” diyebildi. Mandela, yıllar sürecek hapis cezasını bile “özgürlük uğruna” kabul etti. 2. Zamanın ötesine geçen bir bilinç: Bu insanlar yalnızca kendi çağları için değil, gelecek nesiller için de konuşuyordu. Savunmaları, bir mahkeme konuşması olmanın ötesine geçip manifesto hâline geldi. 3. Cesaret ve entelektüel tutarlılık: Bu kişiler korkmadı. Ama kör bir cesaret değil bu — bilinçli bir direnç. İnançlarıyla eylemleri arasında bir tutarlılık vardı. Bu yüzden onların sözleri, sadece "akıllıca" değil, aynı zamanda ahlaki olarak doğru kabul edildi. 4. Bireyin evrenselleşmesi: Bir insan, mahkeme salonunda kendi kaderiyle yüzleşirken aslında tüm insanlığın sesi olur. Dimitrov sadece kendini değil, işçi sınıfını; Sokrates sadece kendini değil, düşünce özgürlüğünü; Mandela sadece siyahları değil, adalet arayan herkesi temsil etti.
Tarihe Geçen SavunmalarÖmür Uzel · Kara Karga Yayınları · 2018438 okunma
Gerçek adalet mahkemelerde değil, insanın kalbindedir.
Puan vermedi·637 syf.··
2025 38. kitabı
Adalet sistemini, Din kurumlarını, Zengin sınıfın ikiyüzlülüğünü, Cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları sert bir dille eleştirir. “Diriliş”, bir vicdan uyanışı hikâyesidir. Prens Nehlüdov, gençliğinde baştan çıkardığı köylü kız Katyuşa Maslovanın yıllar sonra bir cinayet davasında yargılandığını görür. Katyuşa, toplumun ve erkek egemenliğinin kurbanı olmuş, hayatı mahvolmuştur. Nehlüdov ise onunla yeniden karşılaşınca ahlaki bir sarsıntı yaşar — ve işte romanın adı buradan gelir: Diriliş, ruhsal bir yeniden doğuşu simgeler.
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Reklam