Ben insanın imansızından korkarım Feride Hanım. Sanırım pekâlâ bilirsiniz ki şu fâni âlemin neresinde olursa olsun, küçük bir çocukla yalnız bir kadın her zaman iyilik demektir.
Feride'ye âşık olmuştum, bu doğru. Kız da beni seviyordu, bu da doğru. Lakin iki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyordu ki. Ve bu ücra kasabalarda sevenlerin kavuşması için hâlâ delikanlıların yaz günü karlı dağdan kar getirmesi isteniyordu.
Kız susuyor, mahcup gülümsüyor. Ben de gülümsedim, şirin şirin konuştum:
- "Memnun oldum, kitaba meraklısınız galiba?"
Sevim araya girdi. Aramızı mı yapıyor nedir?
- "Çok okur, bildiğin gibi değil, gecede bir kitap devirdiğini biliyorum."
İşte konuştu, billur sürahiden su döküldü:
- "Abartıyorsun Sevim abla."
- Hadi hadi saklama, Yeşil Yıllar'ı bir günde okumuştun. Sonra Şahika..."
Bülbül yeniden şakıdı:
- "Evet, okumayı seviyorum."
Ben de konuşayım dedim. Nereden aklıma geldi ise şu saçma sapan sözleri söyledim:
- "Madem adınız Feride, size Reşat Nuri'nin ünlü eseri Çalıkuşu'nu vereyim. Tabii eğer okumadıysanız?"
Kız gözlerini kaldırdı. Zaten karşılıklı duruyorduk. Gözlerinin yeşilinde kahverengi menevişler varmış meğer.
Ve Kamuran Feride'ye evlenme teklifi ederken şöyle der:
Eğer bana evet dersen baştan aşağıya mutluluk olurum
Bırakırım şairliği, şairlik zaten mutsuz adam işi,
senden âla şiir mi var senin yüzünden âla!
Eğer bana evet dersen duvar ustası olur evimizin duvarını yaparım
Hanımeli yetiştirim en bi sevdiğinden.
Eğer bana evet dersen yeni yeni icatlar çıkarırım.
Çatıda kuş yuvaları yaparım,
ama sen beslersen.
Eğer bana evet dersen baba olurum baba olur eve ekmek getiririm.
Feridem! Can şenliğim!
Evet diyecek misin bana!