Bu bir ebeveynlik kitabı değil. Kişisel gelişim kitabı hiç değil...Bu, çocuklarla hayatı kesişen herkesin ama herkesin okuması gereken bir kitap.
Eğitim fakültesi bitirmiş biri olarak, çocukları yeterince tanıdığımı, yeterince bilgiye sahip olduğumu, bir gün çocuğum olduğunda bu tarz kitaplara ihtiyacım olmayacağı önyargısına sahiptim. Ta ki bir gün anne oluncaya dek...
Nihan Kaya ismini Ebru Aykaç sayesinde keşfetmiş, çok sevmiştim. Bu kitap da anneliğimin en önemli dönemlerinde basıldı. Bir bebek sahibi olduğunuzda, anneyseniz ,özellikle hormonlar yüzünden dünyaya bambaşka gözlerle uyanıyorsunuz. Fakat zaman geçtikçe, bebek büyüyüp çocuk olmaya başladıkça biz nasıl büyütüldüysek, etrafımızdaki çocuklar nasıl büyütüldüyse iç sesimizin yerini bize ait olmayan sesler almaya başlıyor.
Çocukluğumu hatırlıyorum, bir eve misafirliğe gittiğimizde ev sahipleri annemi mi yoksa babamı mı sevdiğimi sorar(bir çocuk için ne kadar ağır düşünün), elimde oyuncak varsa," bu benim olsun mu?"denir, çok koşuyorsam düşersin diye korkutulur, çok sessizsem niye sessiz, çok konuşursam neden geveze, yemek yemezsem çok zayıf diye nitelendirilir, birine gitmek istemezsem küsmekle tehdit edilir, orayı terk ederken de mutlaka sen bizim kızımız ol lafları eşliğinde,psikolojimin ayarlarıyla oynanmış olarak eve dönerdim. Bu klişe lafları şu anda çocuğumu büyütürken yine duyuyorum ve bu ezbere sözcüklerin artık tamamen yok olmasını diliyorum...
Bahsettiğim örnekler malesef ki çocuklara yapılan yanlışların çok küçük bir kısmı...Hiç aklınıza geliyor mu düşüp bir yere çarptığınızda ne yapılırdı? Ben gördüğümü ve bu toplumda oldukça yaygın olanı söyleyeyim:çarpılan yere elle vurulurdu.Bunun üzerine çok sevdiğim arkadaşım Feride ile düşündüğümüzde çok güzel bir tespit yapmıştık."Bu durumda çocuk her