seni ben, ekmek paramız olmadığı günlerde de gördüm, yiğittin.
seni ben, korkunun kara tırnaklı elleri
bileklerime bir hayalet gibi sarıldığı
günlerde de gördüm, yiğittin.
seni ben, zorlayıp o peygamber köşkünün kapılarını hücreme temiz çamaşır ve sigara ve selam yolladığın günlerde de gördüm, yiğittin
bir çift ateş karanfil,bir dost kitap ve bir bardak su gibi beklediğin günler de oldu
hasta yatağımın başucunda, yiğittin.
soframızda kuşsütü balık yumurtası yoksa da işçi ellerinin tadı
aydın gözlerinin balı var
ne zaman kekik koksa, gül koksa çamaşırlarım, elma erik ceviz zeytin portakal, anam koksa çamaşırlarım
ucuz çamaşırlarım
ucuz sabunlarda ellerini anımsarım
ellerin
canım karım ellerin
yaban güllerine mısırlara pırnallara değen
ellerin
ellerin
canım karım ellerin
iki taştan bir undan eden ellerin
ve göller bölgesinin gül bahçelerinden
gül toplar gibi haziranda (şafakta)
çetin kitaplardan bal toplayan ellerin
canına okumuşlar ekmeğimizin
zincire yatırmışlar delikanlı günlerimizi
kan etmişler ellerimizi düşlerimizi
canım gülüm
kan
gayri bize ölüm yok
kavgayı
şiiri
ve seni çok seviyorum.Hasan Hüseyin Korkmazgil
Gümbürdüyor yerin altı, sarsılıyor gök kuleler
Özgürlüğe gebe toprak, doğuracak bizi yeniden
Ellerim ceplerimde, adımlarım minnetsiz
Gamsız yürüyorum mezar diplerinden
Ölülerimize yeminimiz var, dirilerimize müjdemiz
Üşüyen çocuklar güneşten emsin, öksüz kalmış aşıklar kavuşsun,
Alın terine sevda karışsın diyedir kavgamız
Bir madalya takılmayacak göğsümüze
Olsa olsa yağlı bir ilmek boynumuza
Belki kör bir kurşun sırtımıza
Ne adımız vardı bizim ne pasaportumuz
Düştüğümüz yerden tanırsın bizi
Kır çiçekleri biter toprağımızda
Ya da bir gelincik bütün kızıllığıyla
Zulme isyan etmiş toprağın çocuklarıyız biz
Geliyoruz olağanca heybetiyle
Az kaldı bak,
Gümbürdüyor yerin altı
Sarsılıyor gök kuleler
Özgürlüğe gebe toprak doğuracak bizi yeniden…” Selahattin Demirtaş