Pîroz konuştukça, Setterhan onun anlattıklarına hiç de yabancı olmadığını fark etti, hele de bütün hikayeyi özetleyen cümleyle başlayınca "Yeryüzünde her şey iyi ile kötü arasındaki mücadeleden ibarettir. İnsana düşen bu ikisi arasında kendi safını seçmektir"
Setterhan aklına nicedir takılan soruyu esirgemedi. "Peki" dedi. "Nasıl oluyor da ateşe tapıyorsunuz? Yani gerçeklerin bu kadar farkındayken."
Piruz'un yüzünden bir incinmişlik ifadesi geçmedi ama "Bunu sormanı bekliyordum." dedi bembeyaz gömleğinin göğsünde esmer elini gezdirirken. "Soracağını bekliyor ama yine de sormamanı -sormayacağını değil- umut ediyordum." Durdu. Yutkundu.
"Biz ateşe tapmayız Setterhan" dedi. "Sen bakma bize yapıştırılan bu yaftaya. Öyle zannedilir. Öyle gösterilir özellikle. Hem sen Kur'an'ı iyi okumuş olsaydın Hacc suresinin 17. ayetinde adımızın müşriklerden ayrı tutulduğunu fark ederdin. Kitabımız vardır, ehli kitabız biz."