Farklı, beklenmedik, sıkıcı, ilginç, yani
Başta ne okuyorum ben dedirten, sürekli değişen anlatıcı kahramanları ve günümüze çok uzak bir meslek çevresinde dönen hikayesiyle kendini hemen sevdiremedi.
(Spoiler içerir!)
Ne Kara'nın kişiliği ne Şeküre aşkı ne de nakkaşlık felsefesi ilgi çekici değildi. Ölüm, ölümün konuşması bunlar da değildi kitaba çeken. Sanırım katildi kitabı bitirten. Ya da 3 nakkaşın hikayesi. Yani 450 sayfalık kitabın 100 sayfası falan. Öyleyse neden Şeküre ile bitti kitap, neden cezayı kesen Hasan oldu? Kelebek, Leylek, Üstat Osman neden yoktu sonunda? Hayat gibiydi işte hiçbir şey olması gerektiği gibi değil ama her şey olması gereken yerde. Suçlular cezalarını aldı, ama cellatlar kör ve sağır halktı.
Kitapta en sevdiğim dokunuş ise Kara'nın duygularını gösterdiğinde hissettiği iki yüzlülük duygusuydu.
"Öyle hissediyorum evet ama neden gösterirken bu eşsiz duygular avam abartılı süslü cümlelere dönüşüyordu."
Bir de son olarak ileride unutursam kahvehaneden bahsetmek istiyorum. Bütün nakkaşların toplanıp dinledikleri meddah asıl hikayeyi aynı orhan Pamuk gibi kendisi kahramanmış gibi anlatması, yazarla gerçekten ilişki kurduğumu hissettiğim sayfalardı. Biliyorum sonda küçük orhan yazar olarak gösterilmiş ancak meddah orhan'ın yerini almıştı sanki.