Emine Şanlı

Emine Şanlı
@fetrop622
Korkaklık ve Düzen
İyi etki diye bir şey yoktur Bay Gray. Etki özünde tümden gayriahlakidir; bilimsel olarak da böyledir. Neden? Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutulamaz hale gelir. Sahip olduğu erdemler bile gerçek değildir artık. Günahları bile ödünçtür; günah diye bir şey varsa tabi. Artık bir başkasının müziğindeki bir yankıdan, kendisi için yazılmamış bir rolü oynayan bir oyuncudan ibarettir. Oysa yaşamın amacı kendi kendini geliştirnek, tekamül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır. Bugünlerde insanlar kendilerinden korkar oldu. Görevlerin en ulvisini, kendilerine karşı olanı unuttular. Hayır severler hayırsever olmasına, açları doyurup yoksulları giydiriyorlar. Gel gelelim kendileri çırılçıplak ruhları açlıktan kıvranıyor. Cesaret denilen şey insanlığı çoktan terk etmiş. Belki de hiç cesur olmadık. Ahlakın temelinde ki toplum korkusu, dinin sırrı ise Tanrı korkusu; işte bizi yöneten 2 şey. Yine de...
Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Semerkant yazmasında bir kıssa
3 arkadaş İran'ın yüksek yaylalarında bir gezintiye çıkmış. Karşılarına bir pars çıkmış, dünyanın en yırtıcı hayvanıymış. Pars 3 adamı uzun uzun süzmüş, sonra üzerlerine doğru koşmaya başlamış. Birincisi en yaşlı, en zengin, en güçlüleriymiş. Haykırmış ' ben buraların hakimiyim, bana ait olan bu toprakları bir hayvanın mahvetmesine izin vermem. '. Yanındaki 2 av köpeğini aslanın üzerine salmış. Köpekler parsı ısırmayı başarmışlar gerçi ama bu yaptıkları yırtıcı hayvanı iyice azdırmı, köpekleri öldürdükten sonra efendilerinin üzerine atlamış ve karnını deşmiş. Nizamımülk'ün payına bu düşmüş. İkincisi şöyle demiş kendi kendine: 'Ben bir ilim adamıyım, herkes bana saygı duyup itibar ediyor, niye kaderini köpeklerle parsın arasındaki kavganın sonucuna bağlayım? Dövüşün sonuna beklemeden sırtını dönüp kaçmış. O zamandan beri yırtıcı hayvanın kendi izinde olduğunu düşünüyor ve mağaradan mağaraya, kulübeden kulübeye dolanıp duruyormuş. Ömer Hayyam'ın payına bu düşmüş. Üçüncüsü bir inanç adamıymış. Ellerini açıp, hakim bakışlarını üzerine dikip, güzel sözler söyleyerek parsa doğru ilerlemiş. 'Bu topraklara hoşgeldin.' demiş. 'Arkadaşlarım benden daha zengindi, onları soydun. Benden daha gururluydular, onları alçalttın.' Hayvan büyülenmiş, uysallaşmış bir halde dinliyormuş. Adam onun üzerinde egemenliğini kurmuş, onu evcilleştirmeyi başarmış. O zamandan beri hiçbir pars adama yaklaşmaya cesaret edememiş, insanlar da ondan uzak durmuşlar. Yazma kıssadan hisse şunu içerir: 'Kargaşa devri gelip çattınca kimse seyrini durduramaz, kimse ondan kaçamaz, ama bazıları onu kullanmayı becerir. '
Azınlığın Paradoksu; Çifte Yabancılaşma
" Gidelim” diyorum Yasemen’e. “Hiç kimsenin yurdu yok burada.” Yasemen kibarca ekliyor, daha doğrusu düzeltiyor: “Yurtlarından ayrı kalmamak için milletlerinden ayrılmışlar.”
Dinde evrim, aynı kaynak farklı tür
Piruz gülümsedi "Neden şaşırıyorsun Setterhan? Kimine İsa olarak görünür kimine Musa olarak, kimine Muhammed kimine zerdüşt olarak." Setterhan ciddileşmişti. "Kimine değil" dedi. "Tümüne Muhammed Mustafa olarak görünür." "Sallallahu aleyhi vesselem."i derin bir saygıyla ekledi. " Sonsöz mühürdür o." Piruz gülümsedi. "Tamam, tümüne." Ve devam etti. "Tanrı bütün alemlerin tanrısıdır ve bütün gerçek dinler aynı bir Allah'ındır. Gerektiği kadar geriye gidebilirsen bütün ırmakların aynı kaynaktan çıktığını, ortak bir mazide her şeyin Aynı ortak başlangıca bağlandığını görebilirsin. Ama bunu yani bütün ırmakların aynı kaynaktan çıktığını görebilmek için bir hayli yükselmek gerekir."
Sayfa 179·Kitabı okudu
Din
Farklı inanç, aynı felsefe
Pîroz konuştukça, Setterhan onun anlattıklarına hiç de yabancı olmadığını fark etti, hele de bütün hikayeyi özetleyen cümleyle başlayınca "Yeryüzünde her şey iyi ile kötü arasındaki mücadeleden ibarettir. İnsana düşen bu ikisi arasında kendi safını seçmektir" Setterhan aklına nicedir takılan soruyu esirgemedi. "Peki" dedi. "Nasıl oluyor da ateşe tapıyorsunuz? Yani gerçeklerin bu kadar farkındayken." Piruz'un yüzünden bir incinmişlik ifadesi geçmedi ama "Bunu sormanı bekliyordum." dedi bembeyaz gömleğinin göğsünde esmer elini gezdirirken. "Soracağını bekliyor ama yine de sormamanı -sormayacağını değil- umut ediyordum." Durdu. Yutkundu. "Biz ateşe tapmayız Setterhan" dedi. "Sen bakma bize yapıştırılan bu yaftaya. Öyle zannedilir. Öyle gösterilir özellikle. Hem sen Kur'an'ı iyi okumuş olsaydın Hacc suresinin 17. ayetinde adımızın müşriklerden ayrı tutulduğunu fark ederdin. Kitabımız vardır, ehli kitabız biz."
Din