Hazreti Aişe Validemiz:
"-Ya Rasûlâllah! Sihir yapan kimseyi teşhir edip rezil-rüsvâ etseniz olmaz mı?" dediğinde, Peygamber Efendimiz şu muhteşem cevabı verdi:
"-Allah Teâlâ bana şifa verdi, bende insanlar üzerine şerri yaymak ve onlara kötülük etmek istemem." ( Buhari, Edep,56)
Mü'min de aynen bal arısı gibi helal mal kazanır, helal yiyecekler yer ve ruhani mekanlarda bulunur. Bulunduğu her yerde gönlünden rahmet tevzî eder. Kimseyi incitmez ve kimseden incinmez. Bir hata yaptığında hemen doğruyu görüp kendini düzeltir, daima şahsiyetini ve vakarını muhafaza eder. Tevazu sahibi olup herkesin iyiliği için hizmet ve gayret eder. Zulümden, gafletten, fitneden, haramlardan, nefsin hevâ ve heveslerinden uzak durur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nice görgüsüz ve câhil insanların kabaliklarına maruz kaldı. Fakat engin bir rahmet ve muhabbet ummânı olan gönlü bunlardan incinmek yerine onların kendine yazık etmesine üzüldü. Rabbi kendisinden râzı olduktan sonra, başına gelenlere aldırış etmedi. O'nun nazarında fânilerin medh ü senâları veya alay ve yermeleri değil, Rabbinin rızası mühimdi.
Öyle bir rahmettir ki, nerede bir güzellik varsa, O'nun nurundan bir akis taşır. Zira O'nun yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır. Âlemde bir çiçek açmaz ki, O'nun nurundan olmasın!