Kitabı havaya kaldırıp mahallede koşarak "Bakın! Görün! Bendeki inziva, insan sevmediğim için değil, aksine insan sevdiğim için çekilme haliymiş!" diye bağırmak istiyorum. Yıllarca bilmeden söylüyordum, çok fazla insanla görüşünce (misafirlikler, ziyaretler vs de olur) insan kendini inzivaya çekmeli. Kendini meşgalelerden uzak tutup yalnızca içindeki sesi dinlemeli, diye. Şu an bu kitabı okuyunca yazarla benzer düşüncelerimizi görmek mutlu etti.
İnsan harbiden yalnızlıktan çok korkuyor. Yalnız kalmamak için çevre ediniyor, yaşlanınca yalnız kalmamak için aşkı sevgiyi önemsemeden evleniyor, eş ölürse kime kalırım? diyerek çocuk yapıyor, yetmiyor birkaç tane daha yapıp evin içindeki sesi çoğaltıyor. Ses çoğalsa da yetmiyor televizyonun sesini açıyor, her akşam arkadaşı ya da ailesinden biriyle görüntülü konuşuyor, en olmadı sosyal medyada ekran kaydırıyor. Hayatımızda sürekli seslerin arkasına gizleniyoruz. Peki sessizlik olduğunda ne yapıyoruz?
Kitap bana iç sesimi kaygı tetikleyici bir düşman değil de, destek verici bir benliğin müziği olduğunu öğretti. Ayrıca kadınlara yazılmış olsa da içinde iki cinse yönelik fikirlerin de bulunması, feminizmin yaptığı yanlışlardan da bahsetmesi, kimi yerde hatamızı söyleyip karşı cinse de hak vermemizi sağlaması (ufak da olsa) çok tatlı. Baya beğendim. Ve bence birine verilebilecek en iyi çeyiz hediyesi olur. (Okurken dikkate alındığı sürece)
Çeviri ve yayınevi için;
Çok fazla devrik cümle kullanılmış. Kitabın akışını bozuyor. Sanki çeviri taslağının düzenlemeden temize geçirilmiş hali gibi. Yazı boyutu çok büyük. Kitap sıkı bir düzenlemeden geçse daha az sayfada daha anlaşılır halde olur.