Fatma Feyza AKYOL

Fatma Feyza AKYOL
Öğrenci
Bilgisayar Mühendisliği
67 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Astekleri bir türlü bitmeyen, istediği hiçbir şeyle tatmin olmayan, büyüklerine saygı duymayan, kimsenin sözünü dinlemeyen, elindekiyle yetinmediği gibi paylaşmayı da bilmeyen çocuklar, ebeveynlerini maddi ve manevi olarak gerçekten yoruyorlar. O çok bilindik tabirle, "Kendileri büyüdükçe dertleri de büyüyor. Doğduğunda dünyanın en mutlu insanı olan anne babalar, evlatla- ından bıkacak hale geliyor. Dünyanın en zor imtihanlarından biri olan, 'evlat imtihanına' tâbi tutuluyorlar. Peki, hiç düşündünüz mü? Yemeyip yedirdiğiniz, içmeyip içirdiğiniz, hiçbir şeyini eksik etmediğiniz evladınız neden böyle oldu?
Sayfa 81·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Basta reklamlar olmak üzere diğer televizyon programlarının çocuklara ne yaptığını görebilseydik, bırakın evimize almayı, so kağımıza yaklaştırmazdık. Bu, oldukça derin ve önemli bir mevzudur. Biz mevzunun çocukların beslenmesiyle ilgili kısmına değineceğiz. Eger halis niyetli, saygılı, hoşgörülü, güzel huylu bir evlat yetiştir mek istiyorsak bunun helal lokmadan geçtiğini anlatmıştık. Ancak çocuklarımıza en fazla iki yaşına kadar kendi istediğimizi yedirebiliyoruz. Sonrasında onların istekleri başlıyor. Abur cuburlar yavaş yavaş hayatına giriyor ve bir daha çıkmıyor. Artarak devam ediyor. Evlatlarımızı hem beden hem ruh sağlıklan için bu abur cubur furyasından nasıl koruyacağız? Bunun için soru nun nedenini bulmak gerekiyor. Eğer çocuğunuza bu tarz ürünleri siz kendiniz alıyorsanız, bu hata direkt sizindir. Ancak siz almak istemediğiniz halde kendisi istiyorsa, bunun sebebi televizyondur. Yapılan bilimsel çalışmalara göre çocukların reklamda gördüğü bir gıdayı markette isteme oran %100.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Müslüman bir ülkede yaşıyor olmanız, bir kasap ya da market dola- bında veya bir restoranda haram bir etin, mesela domuz etinin bu lunmayacağını garanti etmiyor. Hatta öyle ki, bu etlerin yurt dışından gelmesine bile gerek yok. O kadar kolay ve masrafsız şekilde yetişir ki ülkemizde 80'in üzerinde domuz çiftliği bulunmaktadır. Sığırın aksi- ne domuz yılda 2-3 kez üreyip her seferde 15-20 yavru yapabilir. Bu işi yapanlar için oldukça kazançlıdır. Kendi dışkısı yahut ölü yavrusu dâhil her türlü pisliği yer, yem masrafı yok denecek kadar azdır. 4-5 ayda 100 kilo ağırlığa ulaşabilir. Türkiye'de yıllık kırmızı et tüketimi 6 milyon tonken, yıllık domuz eti üretimi 3 milyon tondur. Raflardaki etin %30'unun domuz olması size de çok muhtemel gelmiyor mu?
Sayfa 108·Kitabı okudu
Dondurmanın keşfi Osmanlı devrinde olmustur. Rivayet odur ki süt, şeker ve salep karışımını bozulmasın diye kara gömen Maraşlı Osman Aga, karışımın ertesi gün aldığı kıvam ve lezzeti pek besentir. Tadına bakanlar da çok sever. Böylece başlar dondurmanın kâyesi. Zamanla çesnilenir, aromalanır, meyvelenir, yediden yetmise herkesin sevdiği bir tatlı oluverir. Osmanlı ne muntazam bir devlettir ki, devrinde her şey korunabilmiştir. Ne vakit ki Osmanlı gitmiş, dünya bataklığa dönmüştür, o vakit soluduğumuz hava bile ciğerimize elem verir olmuştur. Her gıda gibi dondurma da bozulanlar arasında yerini almıştır. Ne sütü süt, ne şekeri şeker, ne salebi salep, ne meyvesi meyve, ne de rengi renktir. Sözüm ona gelişen endüstri, dondurmanın üretimini de değiştirmiş, kolaylaştırmıştır. Süt yerine süt tozu, kıvamlandırmak için jelatin, renk için gıda boyası, tat için mısır şurubu, lezzet için yapay aromalar kullanılmaktadır. Doğal ve sağlıklı geleneksel tatlımız dondurma, yaşadığımız devirde son derece fabrikasyon, yapay ve sağlıksız bir ürün oluvermiştir.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Biliyoruz ki size de înanılmaz lezzetli gelen gıdalar var. Cigköfte bunlardan sadece biri... Cipsler bunu takip eder. Hamburgerler, soslar, fast-foodlar, dışarıda yediğiniz pilavlar, içtiğiniz çorbalar, başlamasıyla bitmesi bir olan bazı atıştırmalıklar ve diğerleri. Hepsi bu kadar lezzetli olmalarını monosodyum glutamata borclu Kısa adıyla MSG, E 621. MSG bir kimyasal madde. Bitkilerden elde edilen glutamatın, suda kolay çözünmesi için sodyum tuzu haline getirilmesiyle elde edilmiştir. Uzak Doğu ülkelerinde bulunmuş bir maddedir. Gıdalara tatlı, tuzlu, ekşi ve acıya ek olarak "umami" denen beşinci bir tat verir. Bütün tatların karışımı şeklinde garip bir lezzeti vardır. Dile değdiği an beyni uyarır ve kendine baglar. Elinizdekini bir anda bitiriverirsiniz. Doygunluk hissi oluşmaz. Adeta hipnotize eder. Yediğiniz MSG'li bir gıdayı daha sonra mutlaka tekrar istersiniz. Öncesinde tıka basa yemek yemiş olsanız da bir çiğköftecinin önünden geçerken kendinizi bir anda içeride sipariş verirken bulduğunuz olmuyor mu? Film izlemek için cips alanlar, daha film başlamadan cipsin bitmesinden şikâyet etmezler mi? İlk defa mar- ketten hazır çorba alıp deneyen biri, sonra neredeyse ev çorbası yemez olur. Torununun ısrarıyla elindeki cipsten bir tane aliveren babaanne veya dede, ertesi gün elindeki poşette bir cips paketiyle giriverir kapıdan. Şaşırmayın, bunların hepsi müşahede edilmiş hallerdir. Hepsinin sorumlusu da MSG'dir
Sayfa 232·Kitabı okudu