Evrenden bıktığımı size itiraf edeyim. Tanrı da benim kadar bıktı; nasıl üstümüze kaldığını bilmediğimiz bu aşkın sorumluluklardan bizi kurtaracak bir uykuya seve seve yatardık.
bu senin dünyan! bu bir dünya demek!
ve hâlâ sorar mısın, niçin yüreğin
endişeyle sıkışmış göğsünde diye?
nedeni bilinmez bir acının
senin hayat karşısında kıpırdamanı engellemesi niye?
tanrı’nın insanları yaratıp içine yetleştirdiği,
hayat dolu doğa yerine,
çevreler duman ve küflerin içinde seni hayvan
kaburgaları, ölü kemikleri,
kim fırtınayı tutkuyla coşturur?
gün batımı kızıllığını gerçek anlamda tutuşturur?
kim bütün o güzelim ilkbahar çiçeklerini
serper sevdiğinin yoluna?
kim sıradan yeşil yapraklardan
bir onur tacı örer her türden hizmet için?
kimdir olympos’u elde tutmayı vaat eden, tanrıları birleştiren?
şairde dışa vuran insanlık gücünden başka.
size söylüyorum, daha fazlasını ve hep daha fazlasını vermeye çalışın,
olasılığı kalmaz böylece hedefi şaşırmanın;
şaşırtmaya çalışın yalnızca insanları
zordur mutlu etmek onları—