Evrenden bıktığımı size itiraf edeyim. Tanrı da benim kadar bıktı; nasıl üstümüze kaldığını bilmediğimiz bu aşkın sorumluluklardan bizi kurtaracak bir uykuya seve seve yatardık.
Elbette "azizler" derken, kastımızın ne olduğunu sorabilirsiniz. Dürüst insanlardan bahsetmek yeterli değil midir? Bunların bir azınlık olduğu gerçektir. Bundan da fazlası, her zaman azınlık olarak kalacaklardır. Yine de bu azınlığa katılmanın büyük bir mücadele gerektirdiğini düşünüyorum. Dünya kötü bir durumdadır ve her birimiz elimizden gelenin en iyisini yapmazsak daha da kötüsü olacaktır.
Bu yüzden uyanık olalım. İki şekilde uyanık olalım:
Auschwitz'den beridir insanın neler yapabileceğini biliyoruz.
Hiroşima'dan bu yana ise neyin tehlikede olduğunu.
Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o hâlde ıstırapta da bir anlam olmalıdır. Istırap, keder ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Istırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz.
Bizimkinden çok uzakta olmayan küçük bir kampta çekilmiş fotoğraflar görmüştüm. O gece özgürlüğe yolculuk ettiğini zanneden arkadaşlarımız kamyonlarla bu kampa götürülmüş ve barakalara kilitlenerek ateşe verilmişlerdi. Neredeyse kömüre dönmüş bedenleri fotoğraflarda tanınır haldeydi.