Beyaz: saflık, masumiyet, incelik demektir.
Kırmızı: Aşk. Şiddetli sevgi. Delicesine.
Mavi: Duygulu, yumuşak huylu, alıngan.
Mor: İnancın rengidir...
Yeşil: Umut, gelecek ve gençlik sembolü.
Sarı: Bolluk, bereket, sevinç ifade eder.
Tuhaf şey mutsuz evliliklerin sembolü olduğu da söylenir.
Kahverengi isyanın, gri melankolinin rengi iken; siyah ölüm, yas, üzüntü ve hiçlik için.
dışarıda gösterdiğim ben, gerçek ben değil.
insanlara göstermek istediğim kadar tanıyorlar beni.
içimden gülümsemek, konuşmak gelmiyor
gülümsemelerim hep sahte
konuşmalarım hep sahte
bazen istediğim gibi konuşuyorum ama sonra vazgeçiyorum..
içimdeki ses, korkular, kırgınlıklar, o anlamsız düşüncelerimi hep kendime saklıyorum.. hepsi içimde birikiyor.
bazen birileri bana seni anlıyorum diyorlar ama anladıkları şey ben değilim.
maskemin yüzeyi
maskemin altındaki beni göremiyorlar
çünkü görmelerine izin vermiyorum
belki de korktuğum için böyle yapıyorum
gerçek beni istemezler diye
belki de içimde başka sebeplerim var..
belki de duvarların ardında oturmaya alışmışımışımdır
herşeyi sessizce izlemek daha kolay geliyordur..
SPOİLERSIZ!!!
Kitabı okumaya başladığımda soft bir aşk romanı olduğunu düşünmüştüm ama sayfalar ileriledikçe
aslında bunun bir aşk romanı değil bir insanın boşluklarıyla, korkaklıklarıyla yüzleşme hikayesi olduğunu anladım.
Kitap, Ömer’in içindeki "şeytan"dan bahsediyor. Peki bu "şeytan" nedir? Ömer’in "şeytan" dediği şey aslında onun ikiyüzlülüğünden, korkaklığından ve kendini kandırma şeklinden başka bir şey değil. Macide ile evlenmek istiyordu ama aynı zamanda o sorumluluktan da kaçmaya çalışıyordu. "İçimde bir şeytan var" deyip durması, tüm bu çelişkilerinin bahanesiydi.
Ve Macide... Onun saf kalbi, temizliği, içinin güzelliği beni mest etti. O kadar dürüst ve akıllı biri ki, bu sayde Ömer’in yapay dünyasını, korkaklıklarını net bir şekilde görebiliyorsunuz.
Bu kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: Her kötülük için bir günah keçisi aradığımızın farkında mıyız? Tıpkı Ömer gibi, ülkemizde ve dünyada her kötülüğün bir nedeni olduğu düşüncesi var. Peki bu, her kötülüğün üstünü kapatabilir mi? Kötülük yapan herkesin bir "nedeni" olduğunu varsaymak, kolaycılık değil mi?
Sabahattin Ali bize sadece Ömer’in değil, hepimizin içindeki o sese, o bahanelere dönüşen "şeytan"ı gösteriyor.
Peki sizce bu "şeytan" nedir?
İçimizde gerçekten kontrol edemediğimiz bir güç mü var, yoksa hepsi bizim saçmalıklarımız ve korkaklıklarımızdan mı ibaret?
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma