Tuhaf - Cesur Bir Kadının Hikayesi
.
.
Selamlar :) Bugün eskiden kalma bir kitapımla geldim buraya. 2018'in Mart ayında bir gün okulla bir kitap fuarına gitmiştik. Orada görmüştük kadın yazarları derneğini. Kitapları merak edip gittiğimiz zaman tanışmıştık yazarlarla. Çok güzel bir sohbet etmiştik Tuhaf da o fuardan kalma bir kitap ama nedense bir türlü okuyamamıştım.
.
Size biraz kitabın konusundan bahsedeyim. Kitabımızın ana karakteri İlkay. Kitapta İlkayın çocukluğundan başlayarak son anına kadar olan hikayesini okuyoruz. İlkay zorlu bir dönemde, zorlu bir aile içinde büyümüş, kendini yetiştirmiş, mesleğini eline almış, özgürlüğüne düşkün genç bir kadın. Bugüne kadar okuduğum en hayat dolu, en pozitif karakterlerden biriydi. Aslında kendisine yarattığı, içinin hayalleriyle dolu olduğu büyülü, lüks dünya onu içine çekiyor. Bu doğrultuda kimisine vurdumduymaz, sorumsuz bir karakter gibi gelecekken kimisine de gerçekten umut veren bir karakter. İlkayın sorunu kendini her şeyinin mükemmel ve lüks olduğu dünyaya ve sadece o dünyanın insanlarına inandırmış olması. Biz de İlkayın inandığı dünya ve yaşadığı dünya arasında yaşadığı zorluğu okuyoruz aslında.
.
.
"Ardında bırakacağı acıyı giden değil yaşayan bilir" diye bir cümle geçiyor kitabın sonlarında. Kitabın başından beri İlkaya kızan ben sanki beni arkasında öylece bırakıp gitmiş gibi ağladım sonunu okurken. İlkayın hayatını hep eleştiren o insanların, İlkayın arkasından onunla yaşayamadıkları birçok şey için hissettiği o pişmanlığı sanki bende hissettim. Sevdiğimiz insanların kıymetini onlar yanımızdayken anlamalıyız, yoksa arkasından döktüğümüz göz yaşı onları geri getiremez.
Bu kitabı aldığım sene okumuş olsaydım aynı hisleri uyandırmazdı belki. Belki de neredeyse 3 sene sonra kitaplığımın arkalarından çıkarmam,
Konusu günümüzden çok ileride geçiyor. Dünyaya yayılmış ve herkesin elinden düşmeyen bir sanal gerçeklik oyunu var. Dünya üzerindeki herkes lensleri veya gözlükleri kullanarak Warcross dünyasına giriş yapabiliyorlar. Oyunda gelişerek ve seviye arttırarak oyunun gerçek yarışmacısı olabiliyorlar. Bu evrenin yaratıcısı genç bir milyarder Hideo Tanaka. Hideo, oyunları hacklemeyi başarabilen yetenekli oyuncu Emika'yı işe alıyor.
.
Açıkçası biraz zorlanarak bitirdiğim bir kitap oldu. Konusu güzeldi. Warcross evrenini anlatışı, oyunlar ilgi çekiciydi fakat hadi hemen okuyayım kitabı dedirtmedi bana. Son kısıma gelene kadar. Kitap gerçekten iyi bir yerde bitirilmiş. Ben hikayede Emikayı çok sevdim. Onun hayatı, hatıraları ve görevine kendini bu kadar bağlamış olması çok güzeldi. Hideo da bence iyi işlenmiş bir karakterdi. Warcross'un yaratılış hikayesini anlattığı kısım gerçekten çok hoştu. Tabii sonunu böyle beklemiyordum kabul Sonunda Sıfırın kim çıkacağını az çok tahmin etmiştim. Çünkü çok açık bırakılmıştı hikayenin orası. Çıkan kişiye çok şaşırmadım ama amacını anlayamadım. Yani neden bu şekilde geri döndü ne yapmak istiyor bilemiyorum. Başta serinin ikinci kitabı Wildcard'ı almam diyordum ama sanırım merakımdan alacağım. Eğer bilim kurgu kitapları okumayı seviyorsanız Warcross da sevebileceğiniz bir kitap. Ben de birkaç yorum okudum ve Marie Lu'nun diğer kitaplarının da çok iyi olduğunu duydum. Yakın zamanda alıp, okuyacağım.
"Duvara asılı bir resmi düşün. Hiçbir alet kullanmadan resmin eğik olduğunu yine de anlayabilirsin, çok az eğik olsa bile. Sana bir şeyler yanlışmış gibi hissettirir. Değil mi?"