The 100
.
"Yaşanan nükleer felaket Dünya'nın sonunu getirmiş, bu büyük felaketten sağ kurtulan insanlar 300 yıl boyunca Dünya'nın yörüngesindeki bir uzay gemisinde varlıklarını sürdürmüştür. Tükenmeye yüz tutan kaynaklarla koloniyi ayakta tutmaya çalışan yöneticiler, nüfusu kontrol altında tutmak için en sert tedbirleri almakta, hafif suçlar için bile idam cezası uygulanmaktadır. Öyleki çocuk suçlular 18 yaşına geldiklerinde idam edilmektedir . Ama ölümlerini bekleyen bu gençlerin artık çok önemli bir görevi vardır. Gözden çıkarılmış genç suçlulardan oluşan 100 kişilik bir ekip, geçen zaman içinde yerleşime hazır hale gelip gelmediğini test etmek için Dünya'ya gönderilecektir. Koloninin geleceği onların elindedir. Bu onlar için ya ikinci bir şans ya da bir intihar görevi olacaktır. 100 ekibi farklılıklarını, geçmiş hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp birleşmeli ve bilinmezlerle dolu Dünya'da hayatta kalmaya çalışmalıdır. Ama ihanetler, sırlar, henüz bitmemiş ve yeni başlayan aşklar bir bir gün yüzüne çıktıkça bir arada kalmaları gittikçe zorlaşacaktır."
Sanırım kitabını değil de dizisini/filmini beğendiğim ilk seri oldu The 100. Kitap Clarke, Bellamy, Wells ve Glass olmak üzere 4 ayrı karakterin ağzından anlatılıyor. Okurken karakterleri kendilerinden dinliyor ve hepsini detaylı bir şekilde tanıyoruz. Birazdan ne olacak diye düşündüren, merak uyandırıcı ve sürükleyici bir kitap. Fantastik, bilim kurgu sevenler kesinlikle okumalı. Diziyi de izleyen biri olarak dizisini de kesinlikle çok beğendim. Ana konu aynı ilerliyor ama karakterler, olay akışı arasında çok fark var. Bence dizinin kurgusu kitaptan biraz daha önde. Kitapta Bellamy&Clarke ilişkisini çok sevdim. Dizinin başından beri onları birlikte görmeyi bekliyordum ama dizide de çok yakın arkadaşlar. Ayrıca Glass