İskender Pala, Nazan Bekiroğlu'nu "Okumayı lezzete döndüren yazar" diye tasvir eder, cok da haklıdır. Nazan Bekiroğlu'nun eğer yanılmıyorsam ilk kaleme aldığı kitabı. Kitap edebi olarak çok güzel ve kelime dağarcığımızı genişleten bir üsluba sahip. Ancak şunu belirtmek isterim ki; hiçbir ilahi kitapta Yusuf aleyhisselam ile Züleyha'nın arasında bir aşk yaşandığına dair bir bilgi yoktur. Kur'ân'a baktığımızda da bunu göremiyoruz. Züleyha, salt bir kadın olarak geçer ve birçok kadında ön plana çıkabilecek kurnazlığa vurgu yapılır. Bu bakımdan kitaba baktığımda Yusuf aleyhisselamın peygamberliği ile değil de sahih kaynaklara dayanmayan bir aşk hikayesi ile gündeme çıkması benim açımdan can sıkıcıydı. Ama edebi anlamda okunup faydalanabilinecek bir kitap. Iyi okumalar.
Eğitim ve öğretim gören insanların her biri, örneğin doktor, hâkim, subay, mühendis, avukat, memur, öğretmen., halkı için ışık saçan birer fener olmalıydı. Her bir fener de, ister dar bir sokağa, ister bir meydanlığa ya da kasabanın dışına konulmuş olsun, mutlaka bulunduğu yeri aydınlatmalıydı. Böyle olmalıydı ama olmadı...
okullara giden çocuklar öğrendiklerini papağan gibi ezberleyerek öğrenmişlerdir. Okullarda çocuklara doğru dürüst bir eğitim vermiyorlar. Hayatı anlamanın metodunu öğretmiyorlar; insanların ruhlarında gizlenmiş olan duyguları uyandırmıyorlar. Milyonlarca insanımızın beyinleri, işlenmemiş çorak topraklar gibi duruyor, hiçbir meyve vermiyor.
Hepiniz çok iyi bilirsiniz ki, toprağın altından petrol çıkarmak isteyenler, yeryüzünü delerler. Bazen de bu işi yaparken çok derinlere kadar inerler. Bu amaç uğrunda çok paralar, çok emekler harcarlar... İşte ben bugün, milletin ruhunun derinliklerinde binlerce yıllardan beri gizli kalmış olan büyük yetenekleri bulup ortaya çıkarmak için köylere gidiyorum.