"Tanrı, size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır."
Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Sayfa 88 - Yapı Kredi Yayınları, 83. baskı·Kitabı okudu
Somalili şair Warsan Shire'nin, göçmenlerin verdiği yaşam mücadelesini anlatan “Yurt” (Home) adlı şiiri...
Yüreğimizle okuyalım. Önyargısız..
Sadece bir olan İnsanlığımızla.
...
kimse terk etmez yurdunu
yurdu bir köpekbalığının ağzı olmadıkça
kimse dönüp sınıra doğru kaçmaz
bütün şehir onlarla birlikte kaçmıyorsa.
komşuların senden hızlı kaçtığında
kan ter içinde, nefesleri tıkalı
birlikte okula gittiğin o genç çocuk
hani şu eski fabrikanın arkasında öptüğün
kendinden bile büyük bir silah taşıyorsa
işte o zaman terk edersin yurdunu
başta yurdun izin vermez kalmana.
kimse yurdundan kaçmaz, peşinden kovalayan olmadıkça
ayaklarının altında ateşler
dalağı patlarcasına
hiç kimse düşünmez bile bunu yapmayı
o keskin bıçak dayanmadan önce
boğazına
hatta o zaman bile marşını söylersin
fısıltıyla da olsa
pasaportunu yırtarsın bir havalimanı tuvaletinde
ağzına attığın her kâğıt parçası hıçkırıklarına karışır
geri dönmeyeceğini ilan ederken.
şunu anlamak zorundasın
"Yorgun bir masal uzakta kaybolur."
Küçükken uyuyabilmek için saydığım koyunlar geldi aklıma bu mısrayla. Sadece ona kadar sayabildiğim için abim sorduğunda hep 10 derdim. Çok çabuk uyuyorsun uykucu derdi.
Kaç tane 10 saydığını en iyi insanın kendisi bilir.
"Ne korkunç bir iklimdi çocukluğum uyku yansın, yürek mecburlarsın." Demiş Zarifoğlu yine. Benim de çocukluğumun iklimi o kadar sert ve çetindi. Yine de gecekondu enkazında oyuncaklarımın parçalarını hatırladım o sessiz her molozu birbirinden daha kederli tuğla parçalarını anımsadım İşaret Çocuklarında.
Evin enkazının da bir zamanlar bütün oluşturduğu bir gerçekti ve bu kitapta öyle. Öyle dağınık öyle sereserpe duruyor ki mısralar bilimsel makalelerin verdiği zihin yorgunluğunu da veriyor. Bir yandan da o yorgunluğun vermiş olduğu güzellik. Şiirle haşir neşir değilse bir insan ilk tepkisi muhtemelen bu ne biçim şiir olabilir. Ama öyle değil bir elinde mala bir elinde pastel boya olan insanları aynı karede gösterebiliyor Üstad.
Eğer resim çiziyor olsaydı tek renkle rengarenk resimler yapan bir ressam olurdu Zarifoğlu.
"SEVMEK DE YORULUR "
Belkide geldiğimiz zaman da sevmek yorulmuştur bu yüzden her yerde sevgisizlik.
Bu kadar suç, ölüm, zulüm....
Sevmeyi yormayalım efenim.
Henüz yorulmamış Sevgiler herkese ve her şeye. Sevgilerle....
T.e