Kitap tam bir gençlik romanıydı. Adından ve kapağından da anlaşılacağı üzere fantastik bir kitap. Yatılı yurtta kalan arkadaşların hikayesi. Arkadaşını korumak için, aynı hatayı bir daha yapmamak için çırpınan bir kızın hikayesi. Gayet güzel ve çerezlik bir kitaptı doğrusu. Kafamı gayet dağıttı ki bunun yanında çok da merak ettiren bir kitaptı. Boş bulunduğunuz bir an alıp okuyabileceğiniz bir kitap.
Öylesine harika öyküler vardı ki... Bu öyküleri okudukça daha da sevdim Sabahattin Ali'yi. Bazıları on bazıları beş sayfalık öyküler ama her öykü bittiğinde durup düşünüyorsun. Her öykünün sana kattığı şeyler var. En sevdiğim sanırım Kırlangıçlar öyküdüydü. Merak ettiğim birkaç öykü de içindeydi bilmediğim bir sürü öykü de içindeydi. Her ne kadar 5 günde bitirmiş olsam da çok güzeldi. Seve seve okudum.
Ama kolay değildi, bir insanın canını almak. Karşınızda ki kim olursa olsun, ne kadar haklı olursanız olun, birini öldürmek, dünyanın bütün yükünü sırtlamak demketi. "Tanrıdan rol çalmak," derdi eski bir arkadaşım. "Birini öldürmenin anlamı budur." Çaldığı rolün sonuçlarıyla yüzleşiyordu yardımcım.