Bu eserde; en eski tarihî devirlerden ortaçağlara ve modem döneme Türkler ve İskitlerin aynı topluluğa mensup halklar olduğudur. Konar-göçer, atlı-savaşçı ve kısmen zaman içinde yerleşik hayata geçmiş Türk-lskitlerin konar-göçer yaşam tarzı unsurları ve eklemeli dilleri üzerinden delillendirmeye çalışmaktadır. Kıl çadırları, araba-evleri, ete dayalı beslenmeleri, kısrak sütü-kımız içmeleri, kadınların eşit konumu, Tûran taktiği, at üstündeyken geriye ok atmalan, giyim-kuşamlan, yas törenleri, ölü gömme biçimleri, kanaatkârlık ve cesaretleri, Türk-lskitlerin bu çalışmada özellikle üstünde durulan karakteristik yaşam tarzı unsurlarından olacaktır.
Tarih boyunca dünya üzerindeki tüm varlıklar gibi topluluklar da tanımlanıp adlandırılmak için bir “ötekiye” ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda konar-göçer Türk-lskitlerle ve yaşadıktan coğrafyayla ilgili ilk tanımlamalar, yerleşik eski kanlılardan da geriye, Sümer coğrafyasındaki yerleşik topluluklara kadar gitmektedir. Bilinen en eski uygarlıklann beşiği Mezopotamya’da Türk-lskit özellikli ya da 20. yüzyılın başındaki yaygın tanımlamayla “Tûranî” halklar, “Mar-tu”, “Subir”, “Elam”, “Turukku” ve “lsquza”, “Sahi” gibi isimler çerçevesinde tanımlanmıştır, lranî dünyaya bakarsak, Mezopotomya konar-göçerleriyle aynı dil ve yaşam tarzı unsurlarına sahip Türk-Iskitler İran coğrafyasında; “Tür” ya da “Tûc”, “Türk”, “Tûrânî” ve “Saka” isimleriyle tanımlamıştır. Eski Yunanlılara geldiğimizde ise Türk-lskitlerin ilk yazılı kaynaklarda “Tauriler" (Kafkas Toroslarında yaşayanlar), “kısrak sütü içenler” (Hippemolgi), “en dürüst insanlar” (Abii) ve nihayet “Iskitler” isimleriyle tanımlandığını görürüz. Roma dönemi yazarları ise “Scythae” ve “Türk” adını çağrıştıran “Turcae” tanımlarını kullanmışlardır.
Binlerce yıllık Tûrk-lskit kurganlardan