Büyük Millet Meclisi hükümetinin durumunu kuvvetlendiren; Türkiye'nin varlığının temel şartı olarak, kayıtsız şartsız bağımsızlığı ile memleketin özgür bir milli ve ekonomik gelişmesi maddesini de içeren Misak-ı Milli'den sonra Mustafa Kemal Paşa gerici iç ve dış güçlerin engellemesine rağmen, Sovyet Rusya ile görüşmelerin yapılmasında direndi. Bu görüşmeler, 16 Mart 1921 tarihinde Türk-Rus Antlaşmasının imzasıyla sonuçlandı.
Sovyet Rusya, Türkiye'de kapitülasyonlar rejimini tanımamayı üstlendi, Çarlık Rusyası'na verilmiş olan bütün özel imtiyazlardan, Çarlık hükümetinin bütün alacaklarından vazgeçti. Boğazlar sorunu, Karadeniz'de kıyısı olan devletlerce ele alınacaktı. Antlaşmada, ayrıca Türk Misak-ı Millisi'nin geçerliliği de kabul edilmekteydi.