Okumak, yazmak, mektep, eğitim bütün bunlar gaye değildir, vasıtadır. Gaye, halkın dirliğini değiştirmektir. Onu, doğayla, tabiatla savaşında silahlandırmaktır. Teşkilatlandırmaktır. Tabiata hakim kılmaktır. İnsanoğlunun asıl hürriyeti budur...
Yoksa orman tükenir, sular kurur, toprak akar ve insanın, yaratıldığı günden beri tabiatla süregelen savaşında insanoğlu yenilirse, midenin azgınlığı, kafanın değerlerini yutar. İnsan hayvanlaşabilir.
Hele son yüzyıllarda bu milletin tarihi, hep çalınmış hakların, üzerlerine oturulmuş toprakların, ağa, eşkıya, şehir mütegallibesi ve hükümet zulmünün, kanların, göz yaşlarının tarihinden başka neydi ki?..
Bu millet yüzyıllar boyunca köyde dövülmüş, şehirde dövülmüş, orduda dövülmüştü. Ağa dövmüş, eşkıya dövmüş, jandarma dövmüştü. Dövülenin şikayetine kapılar kapalıydı. Bu kapılarda hiç kimse onun anlayacağı dili konuşmazdı. Hem, yalnız dövülmek mi? Yüzyıllar ve yüzyıllar boyunca aldatılmak? Köylünün kitabında doğruluğun, sevginin misalleri yazılı değildi ki?.. Evet, köylüye bugüne kadar ne verdik ki, ondan ne bekleyelim?..