Şununla başlayayım, çok uzun bir inceleme olacak çünkü içimdeki yaranın büyük olduğu bir konu, ve kimseyi kandırmayalım bu durum çoğumuz için böyle.
Bölüm 1: Yeni Bir Farkındalık; Sıkılmak
Bahsedeceğim esere dair spoiler vermeden kısa bir konuya değineceğim. Cesur Yeni Dünya'da Bernard adında bir karakter var. Doğal olanı, olması gerekeni içten içe bilen ve bu yüzden toplumdakilerle ters düştüğü için diğerleri tarafından dışlanan bir karakter kendisi. Tecrübelerime dayanarak; farkındalık kazanmanın kişiye verdiği haz, herhangi bir hayvani hazla kıyaslanamayacak seviyede oluyor. Kişi bir konuda farkındalık kazandıkça kendini Bernard gibi hissediyor. Kendi eski haline ve çevresine baktığında onlar için göğsünde bir hüzün duygusu hissediyor. Bazen de bunu "Onlara da bunu bildirmeliyim!" motivasyonu takip ediyor. Bu benim farkındalığı ölçme metodum. Bu kitap boyunca bu hislerin ikisini de doruklarda hissettim. Bu yazıyı okumanızın sebebi de işte bu hisler.
Uyumadan hemen önce, tek başına sessiz bir yürüyüşte veya kitap okurken düşüncelere daldığımız o özel, sadece kendi sesimize kulak verdiğimiz o anları arttırdığımızda bir şeylerin yolunda olmadığını daha çabuk idrak ediyoruz. O anlarla beraber düşüncelerimiz olgunlaşıyor, ve o günden sonra eylemlerimiz daha içten ve samimi oluyor. Ve ben bunu yapabilen insanlara hayran kalıyorum.
"İnsanlığın tüm sorunları, insanın bir odada sessizce tek başına oturamamasından kaynaklanıyor."
Sıkılmak neye benziyor biliyor musunuz? Garip bir benzetme olacak; Fırtına öncesi sessizlik gibi.
Biz o sessizliğin, sıkıldığımız her anın rahatsız edici olduğunu düşünüp bozmak için elimizden geleni yapıyoruz. Elimiz telefona gidiyor, Twitter'a bir göz atıyoruz, Instagram'da storylere bakıyoruz veya Pinterest'te yeni pinler bizi bekliyor. Kendi