Çocuklar
BU EĞİTİM DEĞİL... İnsana olmadığı bir kimliği yüklemeye çalışmak eğitim değildir. Yıllarca süren çabalar bazen güzel sonuçlar verse de çoğu zaman herkes aynı yere ulaşamaz. Adil bir eğitim beklentisi içinde çocuklar, kendi içlerindeki yetenekleri ve umutları yeşertemeden büyüyor. Nice fikir, nice hayal daha filizlenmeden susturuluyor; nice çocuk, kendisine biçilen kalıplara boyun eğmek zorunda kalıyor. Oysa olması gereken, her bireyin kişiliğini ve yeteneklerini merkeze alan bir eğitim anlayışıdır. Çünkü gerçek eğitim, insanı başkasına benzetmek değil; kendi potansiyelini keşfetmesine ve geliştirmesine yardımcı olmaktır. "Her çocuk aynı kalıba sığmak zorunda değildir. Eğitimin görevi kalıp üretmek değil, yeteneği keşfetmektir." Olması dileğiyle... Eylül Suat Ökmen
Hayata Dair
İSLÂM YENİLENMEZ, ANLAYIŞ YENİLENİR...
(...) Dolayısıyla “tatbik fikri” ile “tarihselcilik” arasındaki fark açıktır. Tarihselcilik, değişen tarihî şartlardan hareketle hükmün bugünkü geçerliliğini veya işlevini yeniden belirleme eğilimindedir. Tatbik fikri ise hükmü tarih karşısında eritmez; tarihi, hükmün tatbik sahası olarak kavrar. Yani tarihselcilik “çağ değişti, o hâlde hükmü yeniden anlamlandırmalıyız” derken; tatbik fikri “çağ değişti, o hâlde Mutlak Ölçü’nün bu çağdaki meseleye nasıl tatbik edileceğini idrak etmeliyiz” der. Bu, mezhep ve içtihad meselesini de doğru yere oturtur. Mezhepler, zamanüstü ölçülerin yeni zaman ve mekân tecellilerinde nasıl uygulanacağının sistemli ifadeleridir. Buradan çıkan sonuç şudur: Yenilenme, temeli yıkmakla değil, temel üzerinde yeni tatbik idrâki kurmakla olur. İslâm’a Muhatap Anlayış terkibinin anlamı da buradadır. Yenilenme, İslâm’ın yenilenmesi değil, İslâm’a muhatap anlayışın yenilenmesidir. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -IV. İslam’a Muhatap Anlayış ve Tarihselciliğin Farkı-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
Reklam
TATBİK FİKRİ ve DOĞRU NİSBET...
(...) Kur’ân, Sünnet-Hadîs, icmâ-ı ümmet ve Ehl-i Sünnet yolu olarak verilen zamanüstü ölçüler bütünü, çağlar üstü Mutlak Fikir’dir. Bu ölçüler, kendilerinden sonra gelenlerin davranışları için “üst-olması gereken”i gösterir. Fakat insan, toplum, zaman, mekân ve hâdiseler sürekli değişir. Bu değişen saha karşısında “yapılması gereken”in tâyini, tatbik fikrini gerektirir. Tatbik fikri, Mutlak Fikir’i değiştirmek değil, değişen hâdiseyi Mutlak Fikir’e göre anlamak, vasıflandırmak ve hükme bağlamaktır. Bu yüzden Ehl-i Sünnet pratiğinde içtihad, kıyas, maslahat, örf ve fıkıh gibi kavramlar, hükmün tarih tarafından aşılması için değil, Mutlak Ölçü’nün tarih içindeki hâdiselere doğru nisbetle tatbik edilmesi için vardır. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -IV. İslam’a Muhatap Anlayış ve Tarihselciliğin Farkı-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
"İSLÂM'A MUHATAP ANLAYIŞ" ve SİSTEM...
(...) İslâm’a Muhatap Anlayış, tarihselciliğin “tarihî bağlam” iddiasını inkâr etmez; onu daha yüksek bir nisbet içine alır. Tarihselci bağlamı görür, fakat çoğu zaman bağlamı mutlaklaştırır. İslâm’a Muhatap Anlayış, bağlamı kabul eder ama bağlamı hükmün kaynağı yapmaz, vesilesi olarak görür. O, “İslâm’ı zamana uydurma” değil, “zamanı İslâm’a göre anlama ve dönüştürme” dâvasıdır. Onun temel formülü şudur: Mutlak Fikir değişmez; muhatap değişir. Değişen muhatap, değişmez ölçüye her çağda yeniden muhatap olmak zorundadır. Bu anlayışın çekirdeği, İslâm’ın kaynaklarını “ölü metin” değil, zamanüstü ölçü ve onların zamanî tatbik zinciri olarak kavramaktır. Her alt kademe, üstüne nisbetle “muhatap anlayış”ı temsil eder; zamanüstü ölçülerin yeni zaman ve mekân tecellilerinde nasıl uygulanacağını gösteren kâideler, insan ve toplum meselelerinin hâlli için bir “muhatap anlayış-sistem” idrâkini gerektirir. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -IV. İslam’a Muhatap Anlayış ve Tarihselciliğin Farkı-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
EDİLLE-İ ŞERİYYE ve MUHATAP ANLAYIŞ...
(...) “İslâm’a Muhatap Anlayış” kavramı, tarihselciliğin iddialarını Ehli Sünnet pratiği açısından yerli yerine oturtur. İslam’a Muhatap Anlayış açısından, Kur’ân, Sünnet, icmâ ve Ehl-i Sünnet yolu, Allah Kelâmı’nın tarih boyunca gerçekleşmesidir. Yâni Allah Kelâmı’nın, Allah Resûlü’nün Sünnetinde, sahâbenin anlayışında, ümmetin icmâında, Ehl-i Sünnet’in usûl ve mezhep çizgisinde, mümin fert ve cemaatin aksiyonunda tarih içinde görünür hâle gelmesidir. Başka bir ifadeyle, Kur’ân zamanüstüdür; Sünnet onun zaman içindeki mutlak tatbikidir; icmâ bu tatbik hakikatinin ümmet şuurunda muhafazasıdır; Ehl-i Sünnet yolu ise bu muhafazanın itikadî, fıkhî, ahlâkî ve içtimaî sürekliliğidir. Burada tarih, hüküm koyan değil, hükmün tatbik sahasıdır. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -IV. İslam’a Muhatap Anlayış ve Tarihselciliğin Farkı-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
"Olana isyan etmenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceği durumda, olanı evetlemekten daha iyi bir fikir olabilir mi?" -Pelin Dilara Çolak
Reklam
Reklam